DİYARBAKIR - Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu başta olmak üzere 21 kanunda değişiklik öngören "İç Güvenlik Paketi"ne tepkiler sürerken, Meclis Genel Kurulu'nda yapılan görüşmelerde kamuoyundaki tüm tepkilere rağmen paketteki 10 madde AKP'li vekiller tarafından onaylanarak kabul edildi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, AKP hükümetinin ısrar ettiği ve polis devleti uygulamalarını yasallaştıracak olan paket ile Süleyman Şah Türbesi operasyonunu değerlendirdi.
Paketin toplum açısından ne ifade ettiğinin çok iyi incelenmesi gerektiğini belirten Yüksek, AKP iktidarı döneminde yaşananların göz önünde bulundurulduğunda, paket kabul edildiği takdirde yurttaşların can güvenliğinin ortadan kalkacağını söyledi.
'AKP hükümeti hak arayışlarının önüne geçmek istiyor'
Paketle birlikte keyfi uygulamaların da artacağını vurgulayan Yüksek, polisin kendisine verilen yetkiler kapsamında herhangi bir kişiyi "makul şüpheli" olarak gözaltına alabileceğini ya da tehlikeli olduğunu düşünerek vurabileceğini söyledi. Paketin yalnızca Kürdistan halkını değil tüm Türkiye toplumunu ilgilendirdiğinin altını çizen Yüksek, "Aslında AKP hükümeti hak arayışlarının önüne geçmek istiyor. Sokakta insanların demokratik yöntemle tepkilerini ortaya koymalarını engellemek istiyor. Bu ülkede AKP hükümetinden rahatsız olanların sayısı her geçen gün artıyor. Emekçiler, işçiler, Kürtler, Aleviler, demokratik Müslümanlar herkes rahatsız. AKP bu sokağa çıkmaların önünü kesmek için bu yasayı geçirmeye çalışıyor ve her türlü yetkiyi polisin eline vermeye çalışıyor. Eğer bugüne kadar sokakta onlarca genç onlarca çocuk vuruluyorsa bu paketten sonra yüzlerce binlerce kişi vurulabilir. Bunu biliyor bunu hissediyor ve bunun için direniyoruz" dedi.
'AKP halkın temel haklarını elinden almaya çalışıyor'
Meclis'te HDP milletvekillerinin geliştirdiği muhalefet direnişini desteklediklerini söyleyen Yüksek, yalnızca milletvekillerinin değil toplumunda hakları için üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtti. Toplantı ve gösteri hakkının Anayasal bir hak olduğunu, AKP iktidarının Anayasa'yı ihlal ettiğini söyleyen Yüksek, şunları aktardı: "Biliyorsunuz şu anki anayasal düzende dahi demokratik tepkilerin korunması bir haktır. Şu an en geri olan 12 Eylül Anayasası'nda dahi demokratik tepkilerin gösterilmesi haktır talebi vardır. Ama şimdi AKP hükümeti bunu daha da geriye götürmek istiyor bu hakkı toplumun elinden almaya çalışıyor. AKP'nin yaptığı anayasa ihlalidir. Bu özgürlüğü halkın elinden almaya çalışıyor. Bunun için elbette bizde parti olarak bir değerlendirme içine gireceğiz ve bu tüm halkların sorunudur." Yüksek, ayrıca toplumun pakete karşı bir tutum geliştirmesi için gerekli çalışmaları yapacaklarını da söyledi.
'DAİŞ yalnızca Kürtlere değil tüm insanlık değerlerine saldırıyor'
DAİŞ tehlikesi nedeniyle tahliye edilen Süleyman Şah Türbesi operasyonunu da değerlendiren Yüksek, ortaya çıktığı günden bu yana DAİŞ çetelerinin tüm Ortadoğu halkları için tehlike niteliğinde olduğunu dile getirdiklerini ancak Türkiye hükümetinin bu uyarıları dikkate almadığını ifade etti. AKP hükümetinin DAİŞ ile işbirliği yaptığına dair belgelerin olduğunu da belirten Yüksek, "DAİŞ yalnızca Kürtlere değil tüm insanlık değerlerine saldırıyor. Yapılan saldırılar Ortadoğu'daki bütün halklara karşı yapılıyor. Biz bunu yüksek sesle ifade ettik ama AKP hükümeti buna göz yummaya çalıştı. AKP aylarca DAİŞ'e terör örgütü dahi diyemedi. Hükümet ve DAİŞ iş birliği ile Kobane'deki saldırıların organize edildiğine dair çok ciddi emareler ortadır. Şimdi Süleyman Şah Türbesi'ni korumak için AKP hükümeti harekete geçmiş durumda. Çünkü DAİŞ tehdidi var ve o türbeye saldırı gerçekleştireceği belirtiliyor. Biz bunu en başta söyledik" diye konuştu.
'YPG, AKP hükümetine insanlık dersi veriyor'
Süleyman Şah Türbesi operasyonunda Türkiye'nin askeri sevkıyatını gerçekleştirmesi için YPG'nin koridor açtığına dikkat çeken Yüksek, şöyle devam etti: "Türkiye'nin askeri sevkıyatını yapması konusunda YPG orada koridor oluşturdu ve güvenli bir şekilde geçmelerini sağladı. Aylarca biz şunu ifade ettik Afrin Kantonu'ndan Kobane Kantonu'na oradaki YPG gerillalarının gelip Kobane savunmasına katılması için koridor açın dedik. Ama AKP hükümeti bunun için tek bir adım atmadı. Hiç bir katkı geliştirmedi. Ama bakın şimdi YPG bir insanlık dersi veriyor Türkiye'ye o koridoru açıyor. 'Geçin diyor ve burayı koruyun' diyor. Bu tarihsel bir derstir aslında AKP hükümetine." Ayrıca yaşanan gelişmelerin şüpheli olduğunu da belirten Yüksek, "Aylar önce değişik bilgiler dolaştı. Süleyman Şah Türbesi'ni korumakla görevli Türk askerlerinin DAİŞ çeteleri tarafından rehin alındığı yönünde bilgiler vardı. Hükümet ne bunu doğruladı ne de yalanladı. Orada neler oldu bilinmiyor" diye kaydetti.
'DAİŞ bombasından AKP hükümeti sorumlu olacaktır'
DAİŞ çetelerinin Suruç sınırından canlı bomba olarak Türkiye'ye geçmeye çalıştığını hatırlatan Yüksek, Türkiye'de gerçekleşecek olası bir saldırı da yaşanacak can kaybından AKP hükümetinin sorumlu olacağını söyledi. Türkiye toplumunun güvenliği için DAİŞ çetelerine karşı ciddi bir mücadele geliştirilmesi gerektiğini de belirten Yüksek, "Türkiye için bir tehlike oluşmaya başlıyor. Bununla ilgili olarak da devletin de etkin bir mücadele vermesi lazım. Devlet DAİŞ düne kadar Kobane'ye saldırıyorken kılını kıpırdatmadı ama bundan sonra toplumun güvenliği için DAİŞ çetelerine karşı çok keskin bir tutum almalıdır. Nasıl bugün Kobane'den Süleyman Şah Türbesi'ne kadar YPG bir koridor oluşturduysa, Afrin'den Kobane arasında da koridor oluşmalı, Türkiye katkı sağlamalıdır. DAİŞ sadece Kürtler için bir tehlike değildir Anadolu halkları ve Türk halkı içinde bir tehlikedir. Aksi taktirde İstanbul'da, İzmir'de, Ankara'da patlayacak DAİŞ bombasından AKP hükümeti sorumlu olacaktır" diye konuştu.