SON DAKİKA

'Yeni Türkiye'ye 'yeni Washington'

'Yeni Türkiye'ye 'yeni Washington' 23 Kasım, 2014 04:06 Güncelleme: 23 Kasım, 2014 04:06 'Yeni Türkiye'ye 'yeni Washington'

WASHINGTON- MEI yani “Middle East Institute”(Orta Doğu Enstitüsü) yıllık toplantısını Washington'un merkezinde Hyatt Regency otelinin kocaman bir salonunda niçin yapmak istediğini, kürsüde yerime oturduğumda anladım. Salon, kürsüden bakıldığında en arkadaki insanlar seçilemeyecek kadar büyük, bir hayli de genişti.

1000'e yakın insan. Washington için pek olağan bir toplantı rakamı değil. Çok kalabalık. Konu, Ortadoğu ve IŞİD sözcükleri olunca, besbelli, Washington'da mıknatıs etkisi yapıyor

MEI'nin konuşmacı olarak daha önce katılmış olduğum toplantı 2010 yılındaydı. O sıralarda Amerikan başkentinde Türkiye tartışma konusuydu ve iki konuda eleştiri oklarının hedefiydi. BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yaptırımlara Türkiye'nin Brezilya ile birlikte “hayır” oyu vermesinden ve Mavi Marmara olayından ötürü İsrail ile ters düşmüş olmasndan ötürü.

ABD”nin prestijini ortaya koyduğu bir konuda, ona karşı İran ile saf tutar görünmesi, Washington'u sinirlendirmişti. İsrail yanlısı çevrelerin çok güçlü olduğu şehirde, Mavi Marmara nedeniyle İsrail ile yaşanan gerginlik de, Amerikan başkentindeki havayı Türkiye'ye karşı zehirlemişti.

“Türkiye yanlıları”nın başını çeken Robert Wexler de Türkiye'ye ağır eleştiriler yöneltmekten çekinmiyordu. O panelde yanımdaki Wexler'e karşı Türkiye'yi savunma işini ben üstlenmiştim. Aynı sırada, Washington'da lobi yapmakta olan AKP heyeti, isteğinin tam tersi yönde tepkiye sebep oluyordu.

1986 yılından beri çok kez gidip geldiğim, Türk-Amerikan ilişkilerinin çok değişik zamanlarına, ilişkilerdeki gelgitlere tanık olduğum ve üstelik 1999-2000 yıllarında yaşayarak “içinden” de izleme tecrübesini edindiğim Washington'da o 2010 yazında olduğu kadar, Türkiye aleyhinde esen bir“olumsuz” havaya hiç tanık olmamıştım.

Ne ilginçtir ki, o hava, kısa süre sonra yerini olabilecek en sıcak ilişkilerin hüküm sürdüğü havaya bıraktı. Kanada başkenti Ottawa'da yapılan G-20 Zirvesi'nden sonra. Üstelik, Ottawa'da Obama'nın Tayyip Erdoğan'a çok kötü davrandığını, toplantıya katılanlardan öğrenmiştim.

Anlaşılan Obama'nın eteğindeki taşları Ottawa'da dökmüş ve ardından, Obama ile Erdoğan, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler “altın çağı”na girmişti. Dört yıla yakın süre ilişkiler imrenilecek bir yakınlıkta sürdü gitti.

Geçen yıl Gezi ile birlikte bozulmaya başlayan ikili ilişkiler, son dönemlerde özellikle “Kobani”den sonra, bundan dört yılı öncesindeki o kötü havayı aratacak hale gelmiş vaziyette.

Eski bir Ankara Büyükelçisi ve Türkiye konusunda Washington'da görüşlerine kulak verilen birisinin bana söyledikleri kelime kelime şöyle:

“Washington'da Tayyip Erdoğan artık güvenilmeyen bir lider olarak görülüyor. Bugünkü yönetim, Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye ile yakın ilişkileri kazanç olarak görürdü, şimdi ise Tayyip Erdoğan ve yönettiği Türkiye'yi kendileri için yük olarak görüyor.”
Benzeri yorumları ve değerlendirmeleri, değişik ton ve vurgularla ama aynı içerikte olarak, Washington'un etkili düşünce kuruluşları ahalisinden ve hemen herkesten ve sürekli olarak duymak mümkün.

Bu kez, 2010'da Ottawa G-20 Zirvesi'nden sonraki manzaranın tekrarı da mümkün değil. Zaten, Türkiye bakımından bu berbat Washington ortamı dönemine, yine bir G-20 Zirvesi denk geldi. Obama, Ahmet Davutoğlu'nun kendisiyle ilgili değerlendirmelerini vakit geçirmeden yalanladı.

Washington nezdinde 2014 yılındaki Ahmet Davutoğlu'nun 2010 yılındaki Tayyip Erdoğan yanında esamisi okunmuyor. Zaten Washington'da ondan bahseden de pek yok. Varsa Tayyip Erdoğan, yoksa Tayyip Erdoğan… Ayrıca, Türkiye'nin de 2011'den önceki dönemlerdeki ışığı da sönmüş halde.

Cengiz Çandar'ın yazısı

Yorum Ekle