SON DAKİKA

Savaş tezkereleri AKP'nin sabotajıdır

Meclis'te Suriye tezkeresi kabul edilirken, AKP hükümeti dün ise Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik hazırlanan tezkereyi Meclis'e sundu. 05 Ekim, 2013 10:59 Güncelleme: 05 Ekim, 2013 10:59 Savaş tezkereleri AKP'nin sabotajıdır

ANKARA  - BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, AKP'nin yeni yasama yılında tüm çalışmalardan önce savaş tezkerelerini Meclis'e getirmiş olmasının, gerçekte beslediği niyeti ve zihniyeti ortaya koyması açısından son derece anlamlı olduğunu belirterek, "AKP'nin savaş tezkerelerini hem içerdeki çözüm süreci açısından, hem de Suriye ve Ortadoğu'daki barış politikaları açısından büyük riskleri barındıran provakatif sabotajlar olarak değerlendirmek gerekir" dedi.

Meclis tarihinde ilk kez 6 Aralık 1950 tarihli birleşiminde, "dünya barışını kurmak, korumak ve insanlığın emniyet ve huzurunun sağlanması amacıyla Türk askerinin BM orduları saflarına katılması" yönündeki Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Meclis daha sonra ise Kıbrıs'a asker gönderilmesi konusunda çeşitli tarihlerde 3 kez izin verdi. Bu konudaki ilk tezkere, 16 Mart 1964 tarihinde yapıldı. 1961 Anayasası'nın 66. maddesine dayandırılan bu karar, 16 Ağustos 1960 tarihinde Lefkoşa'da Türkiye, Yunanistan, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar uyarınca Kıbrıs'a Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gönderilmesine izin verilmesini öngörüyordu. Meclis, 17 Kasım 1967'de, "Hükümete verilen yetkinin kullanılmasından doğacak inkişaf ve ihtilatlar karşısında, lüzum, hudut, şümulü hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi" iznini verdi. Kıbrıs konusundaki 3'üncü tezkere ise, 20 Temmuz 1974 tarihinde kabul edildi.

'Çekiç Güç' süreci

Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle başlayan "Körfez Krizi" sürecinde de Meclis'ten 3 tezkere çıktı. Körfez krizi sürecinde, ABD ve müttefiklerinin Irak'a yönelik askeri harekat aşamasında Türkiye'de çok uluslu bir gücün konuşlandırılması gündeme geldi. Hükümet, "Ülkemize bir tecavüz vuku halinde derhal mukabele edilmesi maksadına münhasır olarak" TSK'nin yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetler mensuplarının Türkiye'de bulunması konularında Meclis'ten izin istedi. Bu izin, 12 Ağustos 1990 tarihinde hükümete verildi. Önceleri "Çekiç Güç" olarak adlandırılan, daha sonra sadece hava gücüyle sınırlı olan "Kuzeyden Keşif Harekatı", bu izin kapsamında Türkiye'ye konuşlandırıldı. Meclis, yine aynı kapsamda 5 Eylül 1990 ve 17 Ocak 1991'de tezkere çıkardı.

Çeşitli tarihlerdeki tezkereler

TSK, "Körfez krizi" sonrasında dünyanın farklı köşelerindeki savaş ortamlarında görev aldı. Bu amaçla Meclis'ten alınan izin sonrasında TSK Bosna-Hersek'ten Afganistan'a kadar geniş bir coğrafyada görev yaptı. Hükümetler, 8 Aralık 1992'de iki ayrı tezkereyle Somali ve Bosna-Hersek'e, 20 Şubat 1997'de İsrail-Filistin çatışmalarının yaşandığı El Halil'e, 10 Nisan 1997 ve 23 Temmuz 1998'de Arnavutluk'a, 8 Ekim 1998'de Kosova'ya, 10 Ekim 2001'de Afganistan'a asker göndermek için Meclis'ten izin aldı.

1 Mart tezkeresi

ABD'nin Irak'a yönelik operasyonuyla ilgili olarak 4 Başbakanlık Tezkeresi, 2003'te Meclis'e sunulurken, bunlardan TSK'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı ülke askerlerinin Türkiye'ye gelmesini içeren tezkere, yoğun tartışmaların ardından 1 Mart 2003 tarihinde kapalı oturumda görüşüldü. Bu tezkere Meclis Genel Kurulu'nda 1 Mart 2003'te "katılanların salt çoğunluğuna ulaşılmaması" nedeniyle kabul edilmedi. Bu oylamaya 533 milletvekili katılmış, 264 kabul, 250 ret, 19 çekimser oy kullanılmıştı. Türkiye'deki askeri üs ve tesisler ile limanlarda gerekli yenileştirme, geliştirme, inşaat ve tevsi çalışmaları ile altyapı faaliyetlerinde bulunmak amacıyla ABD'li teknik ve askeri personelin 3 ay süreyle Türkiye'de bulunmasına izin verilmesine ilişkin karar, 6 Şubat 2003 tarihinde Meclis'ten çıktı.

Kongo ve Lübnan tezkeresi

Kongo'daki seçimlerde güvenliği sağlayacak uluslararası güce Türkiye'nin asker göndermesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, 27 Haziran 2006'da Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Meclis'ten, Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin karar ise, 5 Eylül 2006 tarihinde çıktı. 29 Mayıs 2007 tarihli Lübnan'da BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamındaki Türk askerlerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi ise yine Meclis'te kabul edildi. UNIFIL'deki Türk askerinin görev süresi 5 Eylül 2010 tarihi itibariyle 4. kez uzatıldı.

Korsanlarla mücadele

TSK, deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için 10 Şubat 2009 tarihli Meclis kararı alındı. "Korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle mücadele" amacıyla yürütülen uluslararası çabalara destek vermek amacıyla TSK unsurlarının gönderilmesine ilişkin bu yetki, 2010 yılında ve son olarak da 10 Şubat 2011 tarihinden geçerli olmak üzere bir yıl uzatıldı.

Libya tezkeresi

BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde, Libya'da istikrar ve güvenliğin yeniden tesisine yönelik uluslararası çabalara çok boyutlu katkıda bulunmak üzere TSK'nin yabancı ülkelere gönderilmesine ilişkin tezkere, Türk askerinin uluslararası alanda görev yapmasına ilişkin 32. düzenleme oldu. NATO'nun Libya harekatında TSK'nin görev almasını isteyen Başbakanlık tezkeresi, 24 Mart 2011 tarihinde Meclis'te kabul edildi.

Suriye tezkeresi

AKP hükümeti tarafından Suriye'de yaşananlara ilişkin 4 Ekim 2012 tarihinde Suriye tezkeresi Meclis'ten geçirildi. 1 yıllık olan tezkerenin süresinin dolacak olması üzerine AKP hükümeti yeni Suriye tezkeresini ise 1 Ekim 2013 tarihinde Meclis'e sundu. Tezkerede, bir önceki tezkerenin süresinin 1 yıl uzatılması istenirken, BDP ve CHP'nin "hayır" oyu verdiği tezkere, AKP ve MHP'li milletvekillerinin "evet" oylarıyla kabul edildi.

Kürt bölgesine yönelik tezkereler

Meclis, 20 Mart 2003'te, TSK'nin Federal Kürdistan Bölgesi'ne gönderilmesine; bu kuvvetlerin belirlenecek esaslar çerçevesinde kullanılmasına ve muhtemel bir askeri harekat kapsamında yabancı silahlı kuvvetlere mensup hava unsurlarının Türk hava sahasını kullanmalarına 6 ay süreyle izin verdi. Irak ile ilgili aynı dönemdeki diğer tezkere ise, 7 Ekim 2003 tarihli oldu. Başbakanlık Tezkeresi'yle, hükümete TSK'nin güvenlik ve istikrara katkı yapmak amacıyla Irak'a gönderilmesi, bu kuvvetlerin görev ye kullanılmasına ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılması için 1 yıl süreyle izin verdi. Türkiye 17 Ekim 2007 yılında yeniden Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik tezkere çıkardı. Bu tezkere 2008, 2009 ve 2010, 2011, 2012 yıllarında sürekli olarak 1 yıllığına uzatıldı. 17 Ekim 2013'de süresi dolacak olan tezkerenin yeniden uzatılması için hükümet, dün yeniden tezkereyi Meclis'e gönderdi. Tezkerenin 17 Ekim tarihinden önce Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesi bekleniyor.

'Tezkereler AKP'nin çıkarlarını önceleyen pozisyonunu ortaya koydu'

BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, Suriye tezkeresi ve Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik tezkerelerin AKP'nin ne kadar halkın gündeminden kopuk, kendi siyasal çıkarlarını önceleyen bir pozisyonda olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Baluken, halkın gündeminin sürecin kalıca barışa dönüşmesi için yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılması olduğuna işaret ederek, "Yine halkta, gerek Suriye'de, gerekse de Ortadoğu'da akan kanın durmasına, halkların geleceğini barış içerisinde sağlayacak politikaların ortaya konulması ile ilgili beklentiler mevcut. Türkiye halklarında bir bütün olarak AKP hükümetinden hem içerde, hem de bölgede barışı getirecek politikalar beklentisi varken, AKP'nin yeni yasama yılına tüm çalışmalardan önce savaş tezkerelerini getirmiş olması, gerçekte beslediği niyeti ve zihniyeti ortaya koyması açısından son derece anlamlıdır" diye konuştu.

'Bu kabul edilebilecek bir durum değildir'

"AKP'nin barış konusundaki samimiyetsizliğini teşhir etmesi açısından son derece önemlidir" diyen Baluken, şunları dile getirdi: "Çünkü içerde çözüm süreci ile ilgili bir çaba içerisindeymiş görüntüsü verip, Rojava'da Kürtlere karşı savaşırsanız, Suriye'de Suriye halklarına daha fazla kan getirecek savaş politikalarını devreye sokarsanız, Güney Kürdistan'da PKK gerillalarını imha etmeye yönelik askeri operasyonlara müsaade eden yasal hazırlıklar yaparsanız bütün inandırıcılığınızı yitirmiş olursunuz. Bu durum başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye ve bölge halkları açısından kabul edilecek bir durum değildir."

'İmha zihniyetini kenara bırakmadan gerçek çözüm mümkün değil'

Baluken, muhatap alınmış bir harekete yönelik imha zihniyetini bir kenara bırakmadan, kalıcı barışın ve gerçek çözümün ortaya konmasının mümkün olmadığını söyleyerek, "Bu yönü ile AKP'nin savaş tezkerelerini hem içerdeki çözüm süreci açısından hem de Suriye ve Ortadoğu'daki barış politikaları açısından büyük riskleri barındıran provakatif sabotajlar olarak değerlendirmek gerekir" dedi. 

ALPER ATALAY - DİHA

Yorum Ekle