İSTANBUL - Hükümet tarafından bir süre önce oluşturulan Akil İnsanlar Komisyonu tüm bölgeler "demokratik çözüm"ün sağlanması konusunda halkla gerçekleştirdikleri temasların ardından hazırladıkları raporu yine hükümete sunmuş ve belirlenen konular üzerinde çalışma önerisinde bulunmuştu. Sunulan bu raporun üzerine hükümet tarafından üzerine çalışılan ve Başbakan Erdoğan tarafından bugün açıklanan "demokratikleşme paketi"nde yer alan maddeler bu komisyon içerisinde yer alan isimleri dahi tatmin etmedi.
Can : Hayal kırıklığı
Demokrasi paketinin tatmin yaşanan tarihsel süreç için tatmin edici olmadığını belirten bu komisyon üyelerinden 78'liler Grişimi Sözcüsü Celalettin Can, paketin özellikler Kürtlerin demokratik taleplerinin karşılanması noktasında çok sınırlı kaldığını söyledi. Can, "Kürtler için anadil çok önemliydi. Ama sadece siyasi propaganda ve özel okullarda eğitime indirgendi. Özel okullara bağlandı. Bu da İçişleri Bakanlığı'nın tasarrufuna bırakıldı.
Çok sınırlı bir adım. Eğitim dili olarak bir düzenleme yapılması gerekirdi" dedi. Seçim barajı noktasındaki önerileri de yeterli bulmadığını belirten Can, paket içerisinde Anayasa'ya ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na da değinilmemesini eleştirdi. Can, "Bu anlamıyla Kürtlere statü konusunda bir gelişme yok" dedi. Paketin hazırlanış şeklinin de aslında paketin yetersiz olacağının sinyalini verdiğini belirten Can, "Kürtlerin demokratik talepleri ile ilgili açıklamalar çok sınırlı. Hayal kırıklığı oldu. TMK'ya değinilmemiş. Hasta tutsakların durumuna, KCK davası tutsaklarının durumuna değinilmemiş. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda değişiklik özgürlük gibi sunuluyor ama yeni kısıtlamalar var. Alevilere, Kürtlere ve azınlıklara ilişkin çok sınırlı bir paket. Çok yetersiz eksik ve ihtiyaçları karşılamaktan uzak bir paket" diye konuştu.
Özgen: Alay eder gibi bir durum ortaya çıkıyor
Komisyon üyesi olan KESK Genel Başkanı Lami Özgen de, paketin, demokrasi ve özgürlükler açısında boş olduğunu belirterek, "Oldukça eksik ve bu ülkenin eşitlik, özgürlük ve demokrasi bağlamında ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bu paketin asıl hizmet etmesi gereken boyut Kürt sorununun barışçıl demokratik çözüm sürecine ve bunun demokratikleşme boyutuna katkı sunması ve nihai çözüme yönelik doğru götürmesiydi" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan çözüm sürecine "gölge düşüren ve sürece ciddiyetsizlik katan" bir paket olduğuna vurgu yapan Özgen, "Sonuçta seçim barajından tutun TMK yasasına, uzun tutukluluk durumuna, hasta tutsaklar durumuna, anadilde eğitim talebi gibi taleplerde ele aldığımızda bu paketin bu sürece nasıl hizmet edeceği kocaman bir soru işaretidir. Yaklaşık 9-10 aydır başlayan çatışmasızlık süreci var. Adeta alay eder gibi bir durum ortaya çıkıyor. Buda hükümetin halen demokratikleşme konusunda ikircikli bir tutuma sahip olduğunu gösteriyor" diye belirtti.
Özgen, yapılan değişikliklerin kısmi olduğunu ve sadece amacın toplumu beklenti içine sürüklemek olduğunun altını çizerek, "Demokrasi çerçevesinden bakıldığında bir katkı sunmadığını, bazı değişiklikler var bunlarda göreceli ve kısmi değişikliklerdir. Bir bütün Kürt sorunun çözümü yoktur. Barış süreci açısından da pozitif katkılar sunması gerekirken sürekli hayal kırıklığı ve bir güvensizliğin sürdürülmesi var bu pakette" şeklinde konuştu.
Hükümetin bu tavrından vazgeçerek çözüme katkı sunacak adımlar atması gerektiği değerlendirmesini yapan Özgen, "Hükümetin bu tutumundan vazgeçmesi lazım. Bu tutumun böyle devam ettiği sürece bu sorunun çözümüne katkı sunmayacağını ve bunun üzerinden gelişen durumların sorumlusu olma konusunda karşı karşıya kalacaktır. Demokratik çevreler ve Kürt halkının talepleri gözetilerek bir yaklaşımın öne çıkması lazım" ifadelerini kullandı.
Sancar: Kürt siyasi hareketinin beklentilerini karşılamadı
Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Mithat Sancar ise, "Önemli eksiklikler var. Kürt siyasi hareketinin beklentilerini karşılamıyor. TMK ve TCK ile ilgili düzenlemelere yer verilmemiş. KCK yargılamalarını etkileyecek düzenlemeler yok. Yerel yönetimlerle ilgili de bir şey yok. Yerel yönetimlerde özerklik çekincesinin kaldırılmasına dair beklentiler vardı ama pakette yer almıyor" diyerek Aleviler ve Gayrimüslimlerle ilgili düzenlemelere yer verilmemesinin de kabul edilebilir olmadığını ifade etti. Siyasi Partiler Kanunu ile ilgili düzenlemelerin olumlu olduğunu belirten Sancar, "Zaten miyadını doldurmuştu. Kürtçe harflerin yasağının kalkması, nefret suçlarının pakette yer alması olumludur" değerlendirmesi yaptı.
'AKP'nin yöntemi yanlış'
"Bu tür demokrasi paketleri ile iktidarın kendi kontrolünde bir demokrasi yaratmaya çalıştığını da görüyoruz. AKP, 'ben belirlediğim ölçüde, şekilde yaparım' diyor" diyen Sancar, bunun demokrasi ruhu ile bağdaşmadığını ve yöntem olarak yanlış olduğunu ifade etti. Sancar, "Paket eksiklerine rağmen çözüm sürecinin siyasal zemine çekilmesi imkanı sunuyor. Bu süreç AKP'ye bırakılacak bir şey değil. Bu paket, mücadelenin demokratik zeminde daha da yoğunlaşmasına imkan sunacaktır" dedi.
Teker: Elle tutulur bir madde yok
TUHAD- FED Başkanı olan komisyonun bir diğer üyesi Zübeyde Teker de, Kürt sorunu ve Türkiye'deki ötekilerin sorununu çözme adına pakette elle tutulur bir somut çözüm maddesi göremediğini söyledi. 100 yıllık sorunun köklü çözümü için paketlerden ziyade anayasanın yeniden yapılmasıyla köklü çözüm bulunabilineceğini ifade eden Teker, "diğer türlü paketler ile eşit yurttaşlık kimlik ve kültürlerin tanımlanması mümkün değildir. Paketten temel beklentim yol temizliği olarak tanımlanabilecek hasta tutsakların bırakılması, adil yargılanmanın önü açılarak KCK davalarından yargılananların serbest bırakılması ve anadilin kamusal alanda kullanımı ve anadilde eğitimin hayata geçmesiydi ki, bu konuda hükümet üstüne düşeni yapmadı ve yapmayarak süreci iktidarını sağlama almak adına uzatmakta ısrarlı görünüyor" dedi.
Karşılıklı yürütülmesi esas olan bu süreçte, karşı tarafı görmezden gelmenin, yapılacak hazırlıklarda dışında tutmanın asla ve asla kabul edilemez bir durum olduğunu belirten Teker, "Bir ülkenin demokrasi ve barış talebi iktidarın insafına bırakılmamalıdır. Türkiye halkları maksimum demokrasi ve kalıcı barış için bugünden tezi yok sürecin izleyicisi olmaktan çıkıp asıl sahibi olduklarını göstermelidir" değerlendirmesinde bulundu. DİHA