SON DAKİKA

ORTALIK YENİDEN KARIŞTI

ORTALIK YENİDEN KARIŞTI 27 Temmuz, 2015 03:01 Güncelleme: 27 Temmuz, 2015 03:01 ORTALIK YENİDEN KARIŞTI

Silahlar susmuştu. Analar yeni ölümler, yeni acılar yaşamıyordu, yaşamayacakti. Kalemler konuşacak, Kürt davası dahil, her sorun demokratik kurallar, hoşgörü içinde, iyilikle çözülecekti. Derin acılardan herkes dersler çıkarmıştı. Şöyle - beyle de yapılsa''Çözüm süreci '' deniliyor, insanlar umutlu kılınıyordu. Bu başlı başına güzel bir şeydi…

İşin aslı esası ise farklıydı. İnce hesaplarla, ince ayarlarla yürütülen, '' çözüm Süreci '' denilen şey bir oyundu; AKP'li devletçi aktörler eliyle, başından beri '' alavere, dalavere, Kürt Memed nöbete'' kabilinden bir oyun olarak düşünülüp icra edilmekteydi.Bir takım bildik anlayışlara göre Kürt Halkı kolay kandırılabilir bir halktı. Din kardeşiyiz, falan filan deyip, ağzına kuru kuruya '' yalancı '' bir emzik verdin mi, onları yıllarca oyalayabilirdin. Bu tecrübelerle sabitti. AKP ne de olsa dini bütün kimselerin otağıydı, onlar Kürtler'le kalubeladan beri kardeşti. Tayip bey de Osmanlıdan bakiye bir kültürün temsilcisi olarak tek otorite, merhametli, azametli sarayında diyari küfre karşı kaya gibi durup, bilumum tebaasını koruyan örnek bir Sultan olacaktı. Sultan Abdullhamit Han gibi biri olacaktı. Kürtlerin de babası durumunda olacağı için mesele kalmayacaktı. Elbette, o taktirde Kürt sorunu diye bir şey de söz konusu olmayacaktı.

Ne oldu bu son seçimde?

Değişimin omurgası olan Kürtlerin, Kürt halkının hakkını haklı bulanların iman ve coşkusuyla baraj aşıldı. % 13.2 oranla, 6 milyonu aşkın oyla 80 vekil ile büyük bir güç doğdu. Bu sonuç çok oyunu bozdu. IŞİD ve pek sevdikleri kardeşleri Kürtlerden birinden birini seçmek durumundaydı dini bütün AKP(!) Bütünüyle Kürt halkını yok etmeyi hedefleyen, kazanımlarını yok etmeye çalışan IŞİD'de arka çıkanların, '' devlet sırrı'' adına onları besleyenlerin Kürtlere din kardeşi olması mümkün değildi, olamazdı. T.Erdoğan' ın din kardeşleri, feleğin çemberinden geçmiş Kürtler bu zokayı yutmadılar. Oylarını kurda kuşa yedirmeyip, İradelerini kendileri, özgür gelecekleri için kullandılar. Kürt halkının gönlünde sistemin son kalesi olan AKP de nasibini aldı. İlle de tek otorite olacağım, dizgiler elimde toplanacağım hayali en aşağısından şimdilik kaydıyla önlenmiş oldu.

Kürt kimlik değerleriyle, eşit halk, eşit insan, eşit yurttaşlık.  Sorunun ruhu, özü bu.

Cumhuriyet tarihinden bu yana Kürt coğrafyası güvenlik bölgesi, Türkiye'nin arka bahçesi diye algılanır. Kuzey Kürdistan siyasetin kolay - kolay yapılamadığı, memnu / yasak bölge olageldi. Milli şef tarafından siyasi faaliyet DP'ye bile kapatılmıştı. Türkiye'de var olan sistem için devlete sadık partilerin oralarda var olması, güçlü olması, bağımsız Kürt siyasal özgürleşmesine meydan vermemesi istenirdi. Günümüzdeyse, CHP, MHP gibi partilerin bir zamandır Kürt halkı içinde itibarsızlar. Muhafazakar, ümmete zorluk çıkarmayan Kürt halkı AKP'yi denemek yolunu sonuna kadar kullandı. Ama varılan yerde şapka düştü kel göründü. IŞİD şiddet ve terörü ders verici bir ayıraç rolü oynadı. HDP'ye şöyle böyle diyenler, söylediklerinden, yaptıklarından birazcık olsun utanmalılar… Parlamentodaki üç parti Kürtlerin de partisi olduğunu kim söyleyebilir?  20 milyonu aşkın bir halkın da partisi olsalardı, Kürtler' e karşı sorumlulukları, özgürlük, eşitlik taleplerine karşı bir programları, sorunlarının çözümlerine dair bir çabaları olurdu. Kürt coğrafyasında varlıkları, örgütlenmeleri, nihayet seçimlerde de oyları olurdu.

Ortalık niye karıştırılıyor?

Resmi devlet bakışı değişmedi. AKP, resmi devlet bakış ve algısını çarnaçar bir süredir temsil edebilecek durumda kalmış olan bir partiydi. AKP Kürt özgür siyasetini sınırlayabilecek, durdurabilme şansı olabilecek tek partiydi. Bu partinin de son seçimlerle siyasal tabanı beklenenin ötesinde zayıfladı, daraldı. Alan, Kürt siyasetinin, der demez tek bir siyasal çizginin hakimiyetine geçti. Coğrafyada, bütün birleşenleriyle güvenlik aygıtı, siyasi zemindeki partnerinden oldu, bir başına kaldı. Ortalığın karışmasında bu başlıca önemli bir nedendir. IŞİD'e karşı tutum bir örtü, bir bahane. Hedef Kürt halkının kendisi, siyasal gücünün yükselmesidir. Şu noktaya kadar, Kürt halk kimliğinin, hak ve hukukunun kabulü yönünde hiçbir yasal, anayasal düzenleme yok. Bunca uzun bir şiddet ortamına rağmen değişen resmi bir değişiklik, hukuki bir gelişme yok. Kürt halkının kullanabildiği bir kısım kazanımlar ise hukuki bir kabule dayanmıyor, olsa olsa bir de fakto durumuna tekabül ediyor.

Bu seçimle doğan halk iradesi meydanda. Vatan – millet deyip mangalda kül bırakmayanlar niye iradelerini kullanmıyorlar, ülke çıkarlarını geri plana itiyorlar dersiniz?Hükümet kurmak falan, filan deniliyorsa da, esas hedef seçimi yenilemek. Seçim ortamını demokratik tepkilerin kısıtlandırılacağı bir ortamda yapmak, bunu da bir baskı ve şiddet ortamında gerçekleştirmek.  Hedefse,  HDP'yi baraj altına bırakmak, tek adam diktatörlüğüne giden yolu açmak. Yalnız bununla da sınırlı değil, Güney batı Kürtlerinin bir hak statü sahibi olmasını IŞİD benzeri örgütler eliyle önlemek. Güney Kürdistan'da ki bağımsızlığa yönelen gidişi geciktirmek, mümkünse bütünüyle durdurmak.

İnsanların, kimliklerin, halkların özgür ve eşit olduğu, adil, gerçek bir barışın hüküm sürdüğü bir yaşam için mücadele çok onur vericidir. Gerçek bir barış, haklının hakkını aldığı, kimsenin değerinden üstün olmayacağı kalıcı bir huzur ve güven ortamının adıdır.

Ortalığı karıştıranlar gizli saklı değil, ayan beyan belli.

ABD başta olmak üzere, batı dünyasına '' gel benim sorunlarımı sen çöz diye''  davetiye çıkarılıyor.

Hesap, oyun büyük…

Rizkler büyük, bölge devletlerinin boyunu aşıyor...

Bu hesap tutar mı?

Tarih ibret verici sürprizleri içinde taşır. Bazen kendisine çokça güvenen, oyun üstüne oyun kuran bir pehlivan, pek ala kendi oyunu ile yenik de düşebilir.

Ve akan su ise, yatağını arayıp bulmada zorlanmaz.

Yorum Ekle