SON DAKİKA

Kürt kimliği ve Ermeni meselesi üzerine notlar

Abdullah Öcalan'ın üzerinde deginmek istediği nokta Demokratik Süreç'e yönelik geliştirilecek provakasyonlara karşı kamuoyunun son derece dikkatli olması gerektiğidir. 10 Ocak, 2014 05:52 Güncelleme: 10 Ocak, 2014 05:52 Kürt kimliği ve Ermeni meselesi üzerine notlar

Nimetullah Atal'ın yazısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından İmralı'da yürütülen ikili görüşmeler sırasında sızdırılan görüşme tutanakları içerisinde yer alan ''Ermeni, Rum, Yahudi Lobisi'' mesajları KCK Yürütme Konseyi Üyesi Bese Hozat tarafından aynı dogrultuda tekrar dile getirildi. Bese Hozat'ın Öcalan'ın söylediklerine benzer bir açıklama yapmasının ardından dolaylı ve dogrudan Kürt kimligine yönelik sosyal medya üzerinden Ermeni aydınlardan tarafından imalı bir sekilde gerçeklestirilen saldırılar hazmedilecek düzeyde degil.

Mart 2013 tarihli sizdırılan görüşme notlarını tekrar okuyalım;

PKK Lideri Abdullah Öcalan şöyle söylüyor;

''Türkiye'de 3 koldan paralel devlet çalışması var. Bu ilişkileri sabote edilmeye başladı. Sıradan lobiler değil. ABD'de Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri stratejik ve taktik müdahale ediyorlar. Her 3'ü de Anadolu çıkışlıdır. Sözde bir hükümet var, sözde bir parlamento var. CHP ve MHP paralel devletin izdüşümleridir, basit aletleridir; AKP'ye de, medya ve iş adamlarına da sızmışlar. Sadece MIT kalmış, hedeflenen bizim geliştirdiğimiz diyalogdur. MIT Müşteşarı düşürülmek isteniyor. Emre Uslu, Mehmet Baransu MIT'i hedef aldlar,. arkalarında devasa bir güç var.''

Abdullah Öcalan'ın üzerinde değinmek istediği nokta Demokratik Süreç'e yönelik geliştirilecek provakasyonlara karşı kamuoyunun son derece dikkatli olması gerektiğidir. Öcalan'ın bahsetmiş olduğu bu lobiler sıradan ve basit lobiler değildir. Dünya'nın dört bir tarafına yayılmıs para ve kontra güçlere sahip olan gruplardır. Ortadogu'da Kürtlerin son dönemde geliştirdiği siyaset/politika bir çok çevrenin dikkatini çekmekle beraber bazı çevrelerin de alenen zoruna gittiği aşikardır. Kürter'in Ortadoğu'da siyaset belirleyeci bir güce ulasmasi bu lobilerin faaliyetlerini daraltmaktadir. Abdullah Öcalan ve Devlet yetkilileri arasında yapılan ikili görüsmelerde Gezi olaylarından son olarak ' Yolsuzluk ' olayına kadar gelen süreç içerisinde ismi geçen lobilerin faaliyet raporu kanaatimce Öcalan'a sunulmustur. Abdullah Öcalan bu raporlar üzerinden Kandil'e BDP araciligi ile mektuplar yazarak Kandil'in takınacağı tavir da belirleyici bir güç olmuştur. Bese Hozat'ın yaptiğı açıklama bu sebeple Öcalan'dan bağımsız bir şekilde yorumlanamaz. Bese Hozat üzerinden geliştirilmek istenilen linç kültürü Ermeni çevrelerin irkçılığa varacak söylemleri Kürtlere bakış açısının dışa vurumudur.

Kürtler'in Ermeni milleti ile dogrudan bir sorunu bulunmamaktadir.1900-1920 olayları Kürtler'in milli olarak gösterdiği bir refleks degil aşiretlerin bireysel olarak Türklere yardım etmesinden kaynaklanmiş sorunlardır. Kürt kimligini bu olaylarla ilişkilendirmek böylesi vahim bir hataya düşmek Kürt kimliğine saygisızlıktır. Bir çok Kürt aydını bu hatanın içerisine düşerek Kürt kimliğini katliamcı bir kimlik olarak dünyaya gösterme gayreti içerisindedir. Kürt kimliği 21.yy'da inşaasını tamamlamak üzereyken katliam dayatması ile karşı karşıya birakılmasına Kürt milleti asla izin vermeyecektir. Ortadogu ve Türkiye'de Kürtler'in istikrarlı bir şekilde gelişmesi ve büyümesi söz konusu iken sık sık bu konunun ısıtılıarak Kürtler'in önüne bırakılmasını art niyetli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Kürtler üzerinden deney yapılma çağı geride kalmıştır özellikle Ermenilerle ilgili ufak bir tartışma yaratıldığı zaman Ermenileri ''mazlum'' Kürtleri ''öcü'' olarak gösteren çevreler düştükleri bu gafletten çıkmadıkları sürece Kürt milletinin gerçek dostları asla olamayacaklardır. Bu olayların aydınlatılması elbette insanidir herkesin ortak isteğidir. İç Anadolu'da zulme uğramış Ermenileri gündeme getirmeyenler sürekli Kuzey Kürdistan üzerinden hamaset yapmaktadırlar. Kuzey Kurdistan'ın Demografik yapısını bilmeden bu meseleleri tartışmak doğru değildir. Demografik yapi üzerine ciddi bir araştırma bugüne kadar yapılmadı fakat Kuzey Kurdistan'da Türkmen, Kırgız, Romen, Ermeni bunların toplamı nüfus olarak çok cılız sayıdadır. Varolan milletlerle Kürtler'in arası bozulmamıştır. Kürtler kimsenin toprağını işgal etmediği gibi herhangi bir milleti sömürmemiştir çünkü Kürtler'in kendisi mazlumdur.

Kuzey Kürdistan üzerinden yapılan hesaplar varsa hesapların tutmayacağını toplumsal yapıyı bilenler bu gerçeğin farkında olanlar iyi bilirler. Söz konusu konular Ermenilerin tekrar geri dönmesine yönelik dışa vuran düsüncelerse Kürdistan ve Kürt milletiğinin toplumsal gerçeği bunu reddeder. Varolani dişlamadıkları gibi yeniden geri dönüşlere toplumun hiç bir zaman siçak bakmayacağını hepimiz iyi bilmekteyiz. Kardeşin kardese toprak vermediği böylesi bir çağda var olan topraği baskasıyla paylaşmak hayal ürünüdür gerçekle alakası yoktur. Mesela düşünenler için söyle söylesem ; Kiziltepe'nın uçsuz bucaksız arazilerine yerleşim yapalım Ermeniler bunu ister mi? Peki Ermeniler Van Gölü ve çevresini isterse Kürtler verir mi? Bunun üzerine düşünmenizi istiyorum. Çünkü bugün yapılan tartışmaların altında yatan gerçekler toprak isteme gerçegidir.

Ermeniler yürütülen bu süreçte Kürtlerden yana olmalıdır. Demokratik sürecin başarı ile sonuçlanması 1900-1920 olaylarının gerçek manada açığa çıkmasına sebep olacaktır. Ermenilere bu zemini sağlayacak olan yine Kürtlerin kendi iç dinamiğidir siyasi gücüdür. Ermenilerle Kürtler arasında toplumsal düzeyde bir etkileşimin olmadığını biliyoruz. Türkiye'de yasayan Ermenilerin Kürtlerden çok Türklerle etkileşim halinde olduğu bilinen bir gerçektir. Mesela İstanbul civarında yasayan bir çok zengin Ermeni Kürtlerle evlenmek yerine Türklerle evlenmeyi tercih etmişlerdir. Türkiye'de ve Kuzey Kürdistan'da yaşayan milyonlarca Kürd'ün sorunu çözülmeden Ermenilerin sorununun çözülemeyeceğini yine en çok Ermenilerin bilmesi gerekir. Bugün sert üsluplarla yapilan açiklamalar Kürtlere had bildirmeler zamanla pişmanlık duygusu yaratabilir. Kürtler Kürdistan'da yaşayan halklara karşı saygılıdır saygılı kalmaya devam edecektir .

Paralel yapılara dikkat çekmek halkları hedef etmek anlamında değerlendirilmemelidir. HDP'nin son olarak yaptığı açıklama Öcalan ve Devlet arasında yürütülen sürecin iyi kavranmadığının ıspatıdır. Paralel yapı Türklere has bir oluşum değildir. Bir önceki yazıda paralel yapi ve süreç üzerine notlar düsmüstüm. Hedef beli Öcalan'ı devirmek. Abdullah Öcalan bu gerçeği gördüğünden sürekli hükümet ve MIT'e nasıl hareket edecekleri konusunda uyarılar yapıyor. Fiilen sunu söylemek mümkündür; Öcalan'ın düşünceleri hükümeti ve istihbaratı ayakta tutuyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın bu gücü açıkçası herkesin hoşuna gitmelidir.

Batı Kürdistan yavaş bile olsa gelişimini tamamlayacaktır. Ortadoğu'da değişen dengeler Kürdistan'a bağımsızlık kapılarını sonuna kadar açmış durumdadır. Doğru gün geldiğinde bunun ilanı elbet gecikmeyecektir. Kürtler Dünya'ya yayılıp açılırken Kürt kimliğinin sosyal medya üzerinden 'katliamcı' bir kimlik olarak tanıtılmaısına asla geçit vermeyeceğiz. Bu söylemlere çanak tutan Kürtler, yarın Kürdistan özgürleştiğinde BM-AB-ABD nezdinde nasıl sıkıntılar yaşayacağını es geçmektedirler çünkü devlet nedir, devlet olmak nasıl sorumlulukları getirir bilmemektedirler. Bürokrasi fukarasıdırlar.

 

Yorum Ekle