SON DAKİKA

Kışanak: Hükümet mektup yokmuş gibi davranıyor

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın hükümete sunduğu mektubun üzerinden 2 ay geçtiğini belirterek, "Hükümet bu mektup yokmuş gibi davranıyor." dedi. 25 Ekim, 2013 05:05 Güncelleme: 25 Ekim, 2013 05:05 Kışanak: Hükümet mektup yokmuş gibi davranıyor

ANKARA - AKP hükümetinin açıkladığı "Demokratikleşme paketi" beklentileri karşılamazken, Kürtlerin eleştirileri karşısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti sözcüleri söylemlerini sertleştirdi. "Demokratik çözüm" sürecinde yaşanan tıkanıklığa ilişkin demokratik çevrelerin önerilerine karşın hükümet sessizliğini sürdürürken, BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, gündemdeki konuları DİHA'ya değerlendirdi.

'Hükümet mektup yokmuş gibi davranıyor'

Kışanak, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın hükümetin üzerine düşen görevi yapmaması nedeniyle hükümete önerilerini mektupla sunduğunu hatırlatarak, "Hükümet yaklaşık 2 aydır Sayın Öcalan'ın kendisine sunduğu teklifi kamuoyuna açıklamıyor. Kendi görüşüne ilişkin değerlendirme yapmıyor. Sayın Öcalan son görüşmede bunun yanıtını beklediğini söylemiştir. Hükümetin bu konudaki tutumu bir an önce netleşmelidir. Hükümet bu mektup yokmuş gibi davranıyor. Ama söylemleri, uygulamaları ve pratiği süreci bitirmeye yöneliktir. Kürt tarafını tahrik eden ve ipleri koparmaya zorlayan bir üslup ve yaklaşım ile sürece yanıt veriyorlar" ifadesini kullandı.

'Karşı tarafa yıkma girişimi var'

Kışanak, hükümetin kamuoyunda oluşan beklentiye yanıt vermediğini ve sürecin ilerlemediğini söyleyerek, "Karşı tarafa yıkma girişimi var. Kendilerinden değil de Kürt tarafından dolayı süreç ilerlemiyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Bunun izlerini AKP'ye yakın medyada da görüyoruz. Kamuoyu baskısı nedeniyle Kürt tarafının ipleri koparmayı göze alamayacağını düşünüyorlar. Kamuoyu hükümetin tavrının süreci zora soktuğunu görüyor" dedi. Kışanak, hükümetin tavrının süreç açısından bir risk olduğunun da altını çizdi.

'BDP, HDP'nin bir bileşenidir'

HDP'ye ilişkin de konuşan Kışanak, "HDP aslında 2011 seçiminde kurduğumuz demokratik bloğun sonucunda birliği daha ileriye taşıma yaklaşımının bir sonucudur. Biz geçen seçimlerde seçim ittifakı yaptık ve bir blok kurduk. Daha sonra da bunu HDK'ye dönüştürdük. BDP yaklaşık 2 yıldır bunun içindedir. Bu birliği daha ileriye taşıma iddiası BDP'nin iddiasıdır. Kongre+parti diye formüle ettik. Süreç içinde HDP kuruldu. BDP, seçimlere de batıda HDP ile girme kararı aldı" diyerek, BDP'nin HDP'nin bir bileşeni olduğunu ve diğer bileşenler gibi birlikteliğin büyümesi için bütün imkanlarını seferber edeceğini kaydetti.

'HDP ile seçime girme stratejik bir karardır'

Kışanak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "HDP ile seçime girme kararını stratejik bir karar olarak aldık. Taktik veya geçici bir yaklaşım değildir. Seçim ittifakı gibi sınırlı değildir. Biz stratejik olarak demokratik birlik projesini hayata geçirmek istiyoruz. Türkiye'deki herkes kimliği, kültürü ve bütün farklılıkları ile birarada demokratik bir gelecek kurmalıdır. İddiamızın bir gereği olarak HDP'nin kuruluşunda yer aldık. Şimdi de güçlenmesi ve seçimlerden başarılı olması için bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz."

'4 arkadaşımız çalışmalarını HDP'de sürdürecek'

HDP'nin hafta sonu yapılacak olan kongresinin tarihi bir çıkış olacağını söyleyen Kışanak, "Türkiye demokratik muhalefeti bir kulvarda buluşturan ve güçlü bir demokratik seçenek ortaya çıkaran bir kongre olacak. Partimizin 2011 seçimlerinde milletvekilliği yapmış arkadaşlarımızdan 4 arkadaşımız Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder ve Levent Tüzel, bundan sonra çalışmalarını HDP'de sürdürecek. Bu arkadaşlar HDP'nin güçlenerek yoluna devam etmesi için HDP içinde yer alacaklar. Bu kongrede HDP yönetimleri oluşacak. HDP'yi hep birlikte güçlendirerek geleceğe taşımaya çalışacağız. Şimdiden kendilerine başarılar diliyorum" dedi.

'HDP ortak bir partidir'

Kışanak, BDP'li milletvekillerin HDP'ye geçmesinin de yanlış anlaşıldığını belirterek, "HDP, BDP'nin de içinde olduğu ortak bir partidir. Diğer siyasi partiler, gruplar, sosyal kesimler ve farklı kimlikler içinde var. BDP de bunlardan birisidir. Yani bu bileşenin içindedir. Bu nedenle bu milletvekili arkadaşlarımız BDP'nin HDP'deki taşıyıcıları olarak orada yer alarak görevlerini yapacaklar. Biz bunu partimizin yetkili organlarında tartışarak kararlaştırdık. PM ve MYK'da tartıştık ve bu arkadaşlarımızın HDP'ye geçerek orada çalışma yürütmesinin doğru olacağına karar verdi. Keşke milletvekili sayımız daha fazla olsaydı da fazla arkadaşı HDP'ye geçirebilseydik" diye konuştu.

'Semelka Kapısı'nın kapatılması ulusal birlik yaklaşımına uymuyor'

Rojava'da yaşanan gelişmelere de değinen Kışanak, Federal Kürdistan Hükümeti'nin sınır kapısını kapalı tutmasının trajik bir durum olduğunu ifade etti. Kışanak, Salih Muslim'in oğlu yaşamını yitirdiği zaman Türkiye üzerinden sınırdan geçtiklerini hatırlatarak, "Aynı tarihte başka bir heyetimiz Güney Kürdistan'dan geçemedi. Türkiye bile insani bir durumda engelleyici yaklaşım içinde olmadı ve bizi geçirdi. Bu bütün Kürtlerin üzerinde düşünmesi ve kabul etmemesi gereken bir durumdur. Semelka Kapısı'nın kapalı olması başından beri problem. Ulusal birlik yaklaşımına uymuyor. Kürtler bir ölüm kalım mücadelesi veriyorlar ve çetelerin saldırısı altındalar. Böyle bir günde Güney Kürdistan hükümetinin normal koşullarda her türlü desteği sunmasını beklerken, sınırlar kapatılıyor. Bu Kürt halkına olan saygıya ve bağlılığa yakışmayan bir durumdur. Bu siyasi olarak aşılmaya çalışılırken üzerine diplomatik bir kriz meydana geldi. Salih Muslim, birçok alanda diplomatik çalışma yürüten bir politikacı ve halkın temsilcisidir. Dünyanın her yerine gidebiliyor ve politik faaliyet yürütebiliyor ama Güney Kürdistan'a geçemiyorsa bu Kürtler adına utanılacak bir durumdur. Kim böylesi bir yanlışı dayatıyor bunlar mutlaka açığa çıkartılmalıdır. Hiçbir Kürt bunu kabul edemez. Kabul edilemeyecek bir durumdur. Bunun arkasında provokatif bir yaklaşım vardır. Derhal buna son verilmelidir. Bu Kürtlerde infial yaratacak bir durumdur. Umuyorum ve diliyorum ki Sayın Mesut Barzani bir an önce bu duruma müdahil olur ve bunu çözen bir yaklaşım ortaya koyar" diye konuştu.

'Cenevre 2, Lozan gibi bir kırılma olmasın'

Kışanak, Cenevre 2 Konferansı süreci hakkında da konuştu. Buna dair Kürtlerin buraya kendi iç birliklerini sağlayarak gitmelerinin önemine işaret eden Kışanak, "Orada birkaç kişi Suriye'nin diğer muhalefetine eklemlenir ve onların dümen suyuna girerse Rojava'daki Kürtlerin çıkarlarını alt üst ederler. Tarihi yanlışlara vesile olurlar. Türkiye Kürdistanı için Lozan bir kırılma noktasıydıysa Cenevre 2 de Rojava'daki Kürtler için kırılma noktası olur. Kim bu tarihi yanlışın arkasında durursa Kürt halkı ve Kürdistan tarihi onları affetmez" dedi.

'Seçimlere ilişkin partimize yönelik yoğun bir ilgi var'

Ardından yerel seçim çalışmalarını değerlendiren Kışanak, kadınlar için başvuru süresinin uzatıldığını, kotanın uygulanmadığı yerlerde ise seçim komisyonunun bu yönde bir tespitinin olmadığını söyledi. Kışanak, yerel seçimlere ilişkin yoğun bir ilginin olduğunu vurgulayarak, "Çok farklı kesimlerden partimize gelip bu göreve talip olmak isteyen çok arkadaşımız var. Buradan açıkça çağrı yapıyorum. Kimse kimseyi beklemesin. Bu en demokratik haktır. Sözlü olarak katılmak isteyen, aday olmak istediğini söyleyen inanılmaz derecede insan var ama teknik başvuru için insanlar birbirini yokluyorlar. Buna gerek yok, gelin aday olun halkımız kimi istiyorsa bunlar gerçekleşsin ve bu demokratik yarışı gerçekleştirelim" ifadesini kullandı.

'Nusaybin yürüyüşü 7 Kasım'da yapılacak'

Kışanak, parti olarak Rojava sınırına yapılacak yürüyüş hakkında da bilgi verdi.
Nusaybin'de yapılacak yürüyüşün 2 Kasım diye planlandığını, ancak sonrasında yapılan değerlendirmede eş genel başkanların programlarına baktıklarını ve her iki eş genel başkanın da katılabilmesi için etkinliğin 7 Kasım'a ertelendiğini söyledi. Kışanak, "7 Kasım'da Nusaybin'de yapacağımız Rojava etkinliği çok açık ve somut talepler etrafında şekillenecektir. Bunlardan birisi çetelere verilen desteğin sona erdirilmesi ve çetelere yönelik bir gayret istiyoruz Türkiye'den. İkincisi, sınır kapılarının açılması ve Rojava'ya uygulanan ambargonun son bulmasını istiyoruz. Rojava'da ekonomik ve sosyal hayatın devam etmesi gerekiyor. Bunun yapılabileceği tek yer ise, Türkiye sınırıdır. Diğer yerler savaşın içinde bulunuyor. Tarıma dayalı bir ekonomi var ama bunu satabilecek veya başka ihtiyaçlara dönüştürebilecek ticari imkanlardan yoksunlar. Bu konuda hükümet serbest bölgeye oluşturabilir. Ya da buğday ve zeytin konusunda Türkiye pazarında belirli alanlarda alımlar yapılabilir" diye konuştu.

'Bedeli ne olursa olsun duvarlara izin vermeyeceğiz'

Kışanak, bir başka taleplerinin ise sınırda duvar yapımlarına son verilmesi ve yapılanların da yıkılması olduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Biz asla ve asla duvar örülmesine izin vermeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun. 100 yıl önceki hatayı tekrarlamayacağız. Tel örgüler çekildi, mayınlar döşendi. Binlerce insan bu mayınlarda yaşamını yitirdi. Şimdi de duvar örüyorlar. Bu duvarları kesinlikle yaptırmayacağız. Bu nedenle Suriye sınırında yapacağımız bu eylemin talepleri çok açık ve nettir. Hükümeti de bu noktada adım atmaya çağırıyoruz." 

ALPER ATALAY - DİHA

Yorum Ekle