Ahmet Saymadi yazdı:
Ancak bu seçimlerin kilit noktasında ana akım burjuva partiler yerine Halkların Demokratik Partisi (HDP) var. Giriş babında bilinen şu hatırlatma ile başlayalım; AKP'nin rakipleri AKP'nin dördüncü kez tek başına iktidar olacağına ikna durumda. AKP'nin esas derdi, parlamentoda anayasayı değiştirme kararı alıp halk oylamasına götürmesini sağlayacak olan 330 sandalyeye sahip olmak. 2015 genel seçiminin nirengi noktası burası.
Seçimlere dair Mustafa Karasu'nun Yeni Özgür Politika'da Seyfi Öngider'in Bianet'te, Erdal Kara'nın Siyasihaber.Org'da, Bekir Ağırdır'ın T24'te önemli yazıları çıktı. Özellikle Erdal Kara'nın yazısı seçimler dışında bir siyasi analiz içermesi açısından oldukça değerli. Muhtemelen önümüzdeki 120 gün içerisinde bu konuda epeyce yazı çıkacaktır. HDP'nin seçimlere bağımsız adaylarla girme kararı almış olması halinde, 2011 seçimlerinden bu yana yaşanan birçok siyasi gelişmeye rağmen meclis aritmetiğinde önemli bir değişiklik yaşanmayacaktı. Ancak HDP'nin yüzde 10'luk seçim barajını aşması halinde veya barajı aşamaması halinde dengeler epeyce değişecek.
Tartışmalar 2011 genel seçimleri öncesinde Tarhan Erdem ve Ertuğrul Kürkçü arasında yaşanan tartışmayı hatırlatıyor. Tarhan Erdem 2011 seçimleri öncesindeki yazısında, BDP'nin 81 ilde aday göstererek parti olarak seçime girmesini önermiş ve BDP'nin seçimlerde yüzde 10 barajını aşacağını belirtmişti. (1) Ertuğrul Kürkçü ise Bianet'teki yazısında şöyle Tarhan Erdem'e şöyle cevap veriyordu, ¨2011 koşulları dolayısıyla BDP'nin oylarını Türkiye ölçeğinde yüzde 50 ile yüzde 70 arasında artırabileceğine dair hiçbir somut kanıt ya da gösterge göremiyoruz. ( ) Tarhan Erdem bir yandan BDP'ye "tüm ülke seçmenini hedefleyen" bir tanıtım ve söylem öneriyor ama yüzde 10 barajının geçilebilmesi için Aleviler dışındaki bütün Kürtler'in BDP'ye oy vermesinin güvenceye alınmasını istiyor. ( ) Erdem'in düşleri son zamanlarda Türkiye'de kol gezen onlarca liberal yanılsamadan biri sadece: Ama hepsinin bir ortak paydası var: Kürt halkının arzularının liberal haklar düzleminde tatmin olacağı varsayımı. Hal böyle olunca Tarhan Erdem Kürtler'e kendi iyilikleri için yüzde 10 barajı hüküm sürerken TBMM'de 40 milletvekillinden oluşan güçlü bir grup kurma hayali karşılığında "Demokratik Özerklik" programından vazgeçmekten başka bir şey önermiş olmuyor. Kendisi için de bir şey istemiyor. Yeter ki Kürtler kurtulsun! Boşuna dememişler 'tanrım sen beni dostlarımdan koru ben düşmanlarımla başa çıkarım,' diye.¨ (2) Ertuğrul Kürkçü haklı çıkmıştı. 2011 seçimlerinde HDP'nin aldığı sonucu hatırlıyoruz: yüzde 5,7
HDP'den kimi isimler her ne kadar HDP'nin şu andaki oy oranının %12-15 oranında olduğunu iddia etse de bugün için bu durumun somut dayanakları görünmüyor. Şu veriler ve tespitler tabloyu ortaya koymaya yeter:
1. HDP'nin öncülleri olan partilerin geçmiş seçimlerde aldığı oy oranları şöyle: 1995 genel seçimlerinde HADEP 1 milyon 180 bin oyla yüzde 4,2 ; 1999 genel seçimlerinde DEHAP 1 milyon 483 bin oyla yüzde 4,8 ; 2002 genel seçimlerinde 1 milyon 960 bin oyla yüzde 6,2, 2007 seçimlerinde DTP 1 milyon 865 bin oyla yüzde 5,2, 2011 genel seçimlerinde BDP 2 milyon 825 bin oyla yüzde 5,7, 2014 yerel seçimlerinde ise 3 milyon 136 bin oyla yüzde 6,9 alınmıştı.
2. 1995'te 29 milyon 101 bin seçmenin oy kullandığı seçimde 4,2 oy alan HDP geleneği, 2014'te 52 milyon 602 bin seçmenin oy kullandığı yerel seçimde yüzde 6,9 oy aldı. 20 yıldaki oy artışı yüzdelik dilimde yüzde 2,7 oranındadır. Yüzde 10 için alınması gereken oy sayısı ortalama 4 milyon 500 bin civarındadır. 2014 Mart'ından 2015 Haziran'ına HDP'nin oyunun 1 milyon 350 bin artması zordur.
3. Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı seçiminde 3 milyon 914 bin oyla aldığı yüzde 9,8, genel seçimlerde yüzde 10'u aşabileceği izlenimini uyandırmamalıdır. Sadece üç adaya oy kullanılan bir seçimde, aday performansları da belirleyici olmuştur. Ekmelettin İhsanoğlu tercihini doğru bulmayan CHP seçmeninin bir kısmı ve sosyalistler Demirtaş'a oy vermiştir. Dolayısıyla seçmenin genel seçim, yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oy verme argümanları farklıdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Demirtaş'a oy verenlerin genel seçimdeki tercihlerinin farklı olması muhtemeldir.
4. Genel seçimlerde katılım oranı yüzde 82-87 iken cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katılım oranı yüzde 74'te kalmıştır. Son iki seçimde; 2011 genel seçimlerinde katılım yüzde 83, 2014 yerel seçimlerinde ise katılım oranı yüzde 89'dur. 2015 genel seçimlerine katılımın yüksek olacağı hesaba katılırsa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan yüzde 9,8 oransal olarak düşecektir.
5. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonraki siyasal süreç göz önünde bulundurulmamaktadır. 6-8 Ekim Kobane eylemlerinin ve YDG-H'ın kimi eylemlerinin HDP'nin batıdaki oylarını daralttığı söylenebilir.
6. YPG'nin IŞİD faşizmi karşısında kazandığı zafer, Kürt halkı açısından önemli bir motivasyon ve etki yaratığı doğrudur. Ancak Kürt olmayan seçmenler açısından Kobane hala dışsal bir durum olarak değerlendirilmektedir.
7. HDP Kürdistan'da iktidardır. Türkiye'de ise muhalefettir. Bu ikili durum seçimlerde Kürdistan'da ve Türkiye'de iki farklı seçim kampanyası yürütülmesini zorunlu kılacaktır. İki farklı kampanya manipülasyona açıktır. Türkiye'deki kampanyanın dili Kürdistan'da, Kürdistan'daki kampanyanın dili Türkiye'de manipüle edilecektir. Daha önceleri de yapılan bu manipülasyon böylesi bir eşikte artacaktır.
8. Başta AKP olmak üzere HDP'nin seçim barajını aşmasını istemeyen güçler, seçimler yaklaştıkça kutuplaştırma siyasetini, spekülasyonu arttıracak. Daha önceleri de yapılan sandık hileleri ve oy hırsızlıkları katmerlenecektir.
Dolayısıyla HDP'nin, anketlere ve kamuoyu yoklamalarına dayanarak ifade ettiği, ¨barajı aştık¨ algısı seçmende oluşmamaktadır. HDP'nin oyunun yüzde 12-15 aralığına yükselmesinin göstergeleri azdır. Muhtemelen bu sekiz maddeki gerekçeler, HDP karşıtları tarafından genel seçimler yaklaştıkça daha da ayrıntılandırılarak yazılacaktır. HDP'nin baraj altında kalacağına dair bir basınç oluşturulmaya çalışılacak ve yerel seçimlerde başarıya ulaşan ¨Tatava yapma basgeç!¨ adlı kampanya misliyle dolaşıma girecektir. Dolayısıyla bu oy oranı ve oy rakamı sarmalından çıkılmalı, anket ve kamuoyu araştırması argümanlarından vazgeçilmelidir.
Seçimlere parti olarak girilmesinin politik gerekçelerinin ve HDP'nin varlığının Türkiye demokrasisine katkısının daha iyi anlatılması şarttır. Yeni Özgür Politika'da yayınlanan Mustafa Karasu'nun yazısı bu açıdan önemlidir. Karasu yazısında şöyle diyordu, ¨Bu açıdan HDP etrafında bir demokrasi ittifakının ortaya çıkaracağı siyasi sonuçlar düşünüldüğünde tüm demokrasi güçlerinin bu seçenek üzerinde yoğunlaşması ve bunun pratikleşmesi için çabalarını ortaya koyması tarihi sorumlulukları gereğidir. HDP etrafında emekçiler, kadınlar, gençler, sosyalistler, ezilen inanç ve etnik topluluklar, demokratik Müslümanlar, Türkiye'de köklü değişim olması gerektiğine inanan liberaller, mevcut devletten ve AKP'den rahatsız olan kesimler buluşturulursa Türkiye'nin kesinlikle siyasi geleceği değişecektir. Türkiye sadece kendi siyasi geleceğini değil, Ortadoğu'nun da siyasi geleceğini değiştirecektir. Bu açıdan HDP etrafında bir ittifakla seçime girme üzerinde yoğunlaşılmalı, bu temelde çalışmalara hemen başlanmalıdır. Halklarımızın önüne böyle bir tarihi fırsat düşmüştür. Bunu değerlendirmeliyiz. AKP'nin mevcut hegemonik zihniyetine ve politikalarına son verecek, demokratik zihniyetle Türkiye'nin sorunlarının çözümünü sağlayacak yol budur. ¨ (3)
KCK'nin sıklıkla dillendirdiği; AKP'nin Kürt sorununda çözüm aramadığı, müzakere sürecini başlatmadığı, genel seçimlere kadar bir oyalama süreci içerisinde olacağı, genel seçimden sonra Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı topyekûn savaşa girişeceği daha net anlatılmalıdır. 10 saat yapılan Mili Güvenlik Kurulu toplantısının neden yapıldığı, MGK'yı oluşturan unsurlar arasında hangi zeminde uzlaşı sağlandığı tarif edilmeden bu seçimlerin gerçek önemi tam manasıyla anlaşılamaz.
Yüzde 10 barajının aşılabilmesi açısından Türkiyelileşmek de önemlidir. Nazan Üstündağ'ın haklı değerlendirmesiyle¨Türkiyelileşme denen meselenin Kürtlerin Türkiye'ye uyum sağlayacak şekilde ezilip, büzülmeleri, kendilerini değiştirmeleri olduğunu var sayanlar hala var. Oysa Türkiyelileşme, kanımca bu seçimlerde Türkiye'nin bütününü yönetmeye talip olmaktır.¨ (4) Türkiyelileşmek toplumsal meselelerde sadece açıklama yapmak ve temsili ziyaretlerde bulunmak da değildir. Türkiyelileşmek Türkiye halklarının, işçi sınıfının sorunlarına gerçekçi çözümler bulurken, bu sorunların çözümünde örgütleyici özne olmaktan geçmektedir. Barajı aşabilmenin bir sırrı da buradadır.
Kürt Özgürlük Hareketi HDP'yle ve Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı seçimindeki kampanyasıyla Türkiyelileşme noktasında önemli bir eşiği geçmiştir. Daha önceleri çok dar çevrelerde konuşulan ve seçmeninin kendini çoğu zaman yalnız hissettiği bir hareket olmaktan çıkıp, her yerde ve yer zeminde tartışılan bir hareket, bir seçenek, bir umut olmuştur. HDP açısından yüzde 10 barajını zorlama-aşma noktasında bundan daha iyi bir zaman hiç olmamıştır.
Haziran 2015 seçimlerinde HDP kilit konumundaysa, Birleşik Haziran Hareketi ve Halkevleri anahtar konumundadır. Bu siyasi hareketlerin ikna edilmelerine yönelik Duran Kalkan ve Mustafa Karasu tarafından yazılan yazılar mevcuttur. Herkes Türkiye halklarına karşı hiç olmadığı kadar sorumlu davranmak zorundadır. Çünkü devletin alacağı bir savaş kararının ¨muhatabı¨, sadece Kürtler değil, tüm emek ve demokrasi güçleri olacaktır. Eski lafla, ¨Tank paletinin altında 'sağ' kalmaz, 'sol' kalır¨. Burada Türkiyeli sosyalistlere düşen en önemli görev MGK'da alınan savaş politikasına karşı duracak bir birliği, enternasyonalist dayanışmayı yaratmaktır. HDP, Birleşik Haziran Hareketi ve Halkevleri kolaylıkla bir seçim programı etrafında birleşebilir. Ve bu siyasetlerin CHP'ye nazaran HDP'yle daha fazla ortak nokta bulması muhtemeldir. HDP'nin yanında durmayan, CHP'yle seçimlere girmeyi düşünen sosyalistler HDP ile ittifak yapacak olursa ortaya çıkacak sinerjinin ve siyasi dalganın yüzde 10 barajını zorlaması mümkündür. Burada Gezi'ye bir atıf yapmakta yarar vardır: Mesele sadece baraj değil. Sen hala anlamadın mı?