DİYARBAKIR () - BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul ve Ankara'da başlayan ve 3 bakan çocuklarının da içinde bulunduğu yolsuzluk operasyonunu desteklediklerini belirterek, operasyonun "temiz eller operasyonu"na dönüştürülmesini istedi. Türkiye'de olup bitenlerin çözüm sürecini zora soktuğunu kaydeden Demirtaş, BDP'nin tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemesine ilişkin de, "Bu halkın çocuklarını yargılayan yargıçlara Mazlum Doğan'ın savunmasını okumalarını tavsiye ediyorum" dedi.
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP Diyarbakır il binasında basın mensuplarının son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı. İlk olarak tutuklu bulunan BDP'li milletvekilleri hakkında Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri'nin almış olduğu kararı değerlendiren Demirtaş, mahkemelerin verdiği kararın hukuksuz iş yaptıklarının ilanı olduğuna dikkat çekti. Özel yetkili mahkemelerin asla adalet dağıtmadığını dile getiren Demirtaş, kendilerin de özel yetkili mahkemelerden adalet beklemediklerini söyledi. Özel yetkili mahkemelerin talimatla kurulduğunu ve onlardan adalet beklemenin saflık olduğuna belirten Demirtaş, "Özel yetkiyle kurulmuş çoğu zaman bakanlık ve hükümetle bilgi alışverişi yapan bu tür mahkemelerin adalet dağıtması imkânsızdır. Fakat bu kadar göz göre göre kanunsuzluğun olacağını tahmin etmiyorduk. Bu kadar açık suç işleme iradesinin mahkeme tarafından gösterileceğini beklemiyorduk. Bu kararı verenler kendilerine mahkeme diyenler; bu halkın evlatları ağır bedeller ödedi ama her zaman kazandı. Bu halkın çocuklarını yargılayan yargıçlara Mazlum Doğan'ın savunmasını okumalarını tavsiye ediyorum. Onu bu şekilde yargılayanlar, onun düşüncelerinin üstünü kapanacağını sanıyorlardı. Bugün Mazlum Doğan'ın düşüncesi belediyelerde var. Ezdiklerini zannedenler bir sonraki seçimlerde sandıktan çıkacak sonuçla cevabını alacaklar. Bu tutumlarıyla her zaman Türkiye'ye kaybettirdiler. 13 yaşında pankart açan Kürt çocuklarını tutuklayanlardan asla adalet dilenmiyoruz. Direnerek özgürlüğümüzü kazanacağız. Bu özel yetkili mahkemeler ve cezaevlerinin yerinde müze yapacağız. Tutuklu vekiller için her yerde halkın göstermiş olduğu bir direniş var. HDP'li milletvekillerimiz bu karar karşı parlamentoda açlık grevi eylemi başlattılar. Halkımız da her yerde direnişini sürdürmelidir. Mahkeme süsü verilmiş siyasi organizasyonların adalet dağıtmayacağını anlamış durumdayız" diye konuştu.
'Hewler görüşmeleri önemli'
Hewler'de devam eden KDP ve PYD görüşmelerinin son derece olumlu karşıladıklarını ifade eden Demirtaş, bu görüşmelerin Kürt ulusal birliğini yaratmada önemli olduğunu belirtti.
'Soruşturmanın önü kesilmemeli'
Bu değerlendirmelerinin ardından gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtlayan Demirtaş, dün aralarından 3 bakanın oğlunun da bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı yolsuzluk operasyonuna ilişkin soruyu yanıtlayarak, bu operasyonları desteklediklerini söyledi. Hırsızlık, yolsuzluk, ahlaki çöküntünün olduğu her yerde ciddi bir şekilde bunların üstüne gidilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, "Ucu kime dayanırsa gereği yapılmalıdır. Siyasi komplo, kimin kime komplo yaptığı teorileri bir yana bırakılarak hırsızlık yapanlardan hesabı sorulmalıdır. Hükümete yakın çevrelerin ihalelere fesat karıştırdıkları, rüşvetleri devamlı gündeme geliyordu. Bunları, soruşturulması için parlamentonun gündemine taşıyorduk. Ancak bunlar ciddiye alınmıyordu. Operasyonun siyasi amacını bu aşamada tartışmak istemiyoruz. Bakan, işadamı, bürokrat yakınlarının çok büyük usulsüzlüklere bulaştığı yönünde ciddi iddialar var. Hükümete düşen bu iddiaların soruşturmanın güvenliğini sağlamaktır. Soruşturmanın önüne kesmek, hükümeti zan altında bırakır" dedi.
'Dokunmazlıklar kaldırılacak soruşturma şeffaf hale getirilmelidir'
Gözaltına alınanların bakan çocuğu bile olsa gereğinin yapılması gerektiğini dile getiren Demirtaş, "Vatandaşa simit hesabı yapan bir Başbakan bunların hesabının sorulmasına izin vermeyecek mi? Kimin ismi geçerse geçsin parlamentoya derhal getirilmeli. Gerekirse fezlekelerle dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. BDP olarak destekleyeceğiz. 550 milletvekilin gerekirse dokunulmazlığını kaldıralım. Yolsuzluklar soruşturulsun. Daha ikinci gününde emniyet müdürlerinin alınması soruşturmaya müdahaledir. Ortada hırsızlık yapıldığına dair büyük iddialar varken soruşturmayı yürüten emniyet amirlerini görevden almak soruşturmaya müdahaledir. Bakanlar gerekirse istifa etmeli, derhal dokunulmazlıkları kaldırılarak soruşturma şeffaf hale getirilmelidir. Kim bu olayı kapatmaya çalışırsa çalışsın buna izin vermeyeceğiz. Parlamentoda derhal araştırma komisyonu kurulmalıdır. Ortaya çıkanlar sadece daha buzdağının görünen yüzüdür. Türkiye'nin her yerinde bu tür çirkinlikler vardır. Cemaat-AKP yanlısı bizi ilgilendirmez" dedi.
'Cemaatten değil hukuktan yanayız'
Cemaatten yana değil hukuktan yana olduklarını ifade eden Demirtaş, yolsuzluk operasyonunu desteklediklerini ve bunun "temiz eller operasyonu"na dönüşmesini istediklerini vurguladı. Demirtaş, "Biz milletin parasını çalanlardan bunun hesabını soruyoruz. 34 çocuğu savaş uçağıyla katleden devlet, trilyonları kaçakçılıkla götürenleri koruyamaz. Namusu, vicdanı, ahlakı olan herkes savcısıyla hâkimiyle medyasıyla siyasetçisiyle bu yolsuzlukların peşine düşmelidir. Hükümet gerçektende yolsuzluklardan rahatsızsa iki gündür sessiz kalmak yerine bir an önce çıkıp bu operasyonun önünü açtığını açıklaması gerekir. Yürüyen şey 'Temiz eller operasyonu'ndan çok siyasi bir rekabete benziyor. Halen bu ülkede açlıktan soğuktan ölen yurttaşlar vardır. Halen bu ülkede milyonlarca çocuğun ayağında giyecek ayakkabısı yoktur. Ama 5 milyon doları ayakkabı kutusunda saklayan genel müdürler vardır. Artık AKP açısından halka hesap vermenin saatleri başlamıştır" diye konuştu.
'Cemaat AKP'nin koalisyon yaptığı sivil bir güçtür'
Cemaat ve AKP arasında dershanelerin kapatılması gündeme gelen tartışmaları ve devam eden çözüm sürecine yansımasını da da değerlendiren Demirtaş, cemaat resmi ya da yasal bir organizasyon olmadığına dikkat çekerek, "Cemaat üyesi dediğimiz kişinin bir yere kaydı yok. Hangi savcı hangi vali cemaatçidir. Bu uygulamayı yapıyor bilemeyiz. Bunları atayan hükümettir. Bu süreci cemaat bozuyor hükümet mağdurdur yaklaşımı kabul etmiyoruz. Olup bitenlerin sorumlusu hükümettir. Cemaat onların kontrolünde koalisyon yaptığı bir sivil güçtür. Hamisi AKP'dir. Onların yapacağı olumsuzluk AKP'ye mal olur. Bu haliyle çözüm sürecinin de her gün zora girdiği doğrudur. Bunun temiz eller operasyonuna dönüşmesini bekliyoruz. BDP tavrını hak ve adaletten yana koymuştur. Biz cemaat veya AKP'den yana tavır koymak zorunda değiliz. Savcı ve polis operasyonu dikkatli yürütmüş. 'Haberim yoktu komplo yapılmış' demek doğru değil. Soruşturmayı kapatmaya çalışmak kapatmaya çalışanları da beraberinde götürür" diye belirtti.
'Öküz öldü, ortaklık bozuldu'
İstanbul'daki soruşturmanın Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülmesine ilişkin soruya Demirtaş, "Zekeriya Öz kendi atadıkları bir savcı. Horoz kendi isot tarlalarına girince bağırmaya başladılar. Hükümetin bu işlerden el çekmesi lazım. Öküz öldü, ortaklık bozuldu. Bu güne kadar rantı paylaşılıyordu. Bu gerilim hayra vesile oldu. Siyasi sonucu ne olur, biz de yakından takip ediyoruz. AKP'nin artık eskisi gibi gönül rahatlığıyla çalıp çırparak bu ülkeyi yönetemeyeceği ortaya çıkmıştır" şeklinde yanıt verdi.
'Kürdistan gün gibi bir gerçekliktir'
Mecliste bütçe görüşmeleri sırasında "Kürdistan" ifadesinin kullanılmasının ardından yaşanan tartışmalara ilişkin yöneltilen soruyu yanıtlayan Demirtaş, Meclis'in "Kürdistan" ifadesi hakkında almış olduğu kararın iç tüzüğe aykırı olduğunu söyledi. BDP dışındaki tüm siyasi partilerin Meclis'te tarihi bir korkuyla siyaset yaptığını ifade eden Demirtaş, "Kürdistan gün gibi bir gerçekliktir. Meclis'te arkadaşlarımız resmi bir yalanı ortaya çıkarıyor. Parlamento çatısı altında bu gerçeği örtebilirler. Onlar rahatsız oluyorlar ama BDP onlar rahat olsun diye Meclis'e girmiş bir parti değil. Kürdistan tarihi ve sosyolojik bir gerçekliktir. Meclis onların iş yeri değildir. Onlar neyse BDP'li vekiller de aynı yetkiye sahiptirler. Onların memuru değiliz. Hadlerini bilsinler. Kürdistan vardır ve 4 parçaya bölünmüştür. Suriye, Irak, Türkiye ve İran devletleri arasında bölünmüştür. Bu gerçekliği ifade ettik diye bizi linç edeceklerse geçti o günler. Bunlar resmi olarak kabul edilinceye kadar savunmaya devam edeceğiz. Bedeli ne olursa olsun hiç düşünmüyoruz" diye konuştu.
'Hava koşulları uygun olursa Kandil'e gideceğiz'
Hafta içerisinde PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından Kandil'e yazılan 20 sayfalık mektubun Kandil'e ulaştığı haberi üzerine yöneltilen soruyu cevaplayan Demirtaş, Süleymaniye'ye ziyareti sırasında koşulların el vermesi durumunda Kandil'de KCK Başkanlık Konseyi ile bir görüşme gerçekleştirmeyi düşündüklerini ifade ederek, söz konusu görüşmenin gerçekleşmesi halinde mektubun cevabını da bu görüşmede alabilecekleri bilgisini paylaştı.
'Vali tanık olarak dinlenmeli'
Şırnak'ta 1992'de yaşanan katliama ilişkin dönemin valisinin yaptığı açıklamaların ardından savcıların derhal harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, valinin tanık olarak dinlenmesi ve gerekli tespitlerin yapılmasının ardından soruşturma açılması gerektiğine dikkat çekti.
'Türkiye birinciliği hak ediyor'
Türkiye'de gazetecilerin tutuklu olduğu ülkeler sıralamasında birinci sırada yer almasına ilişkin soru üzerine Demirtaş, gazetecilerin hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunduklarını belirterek, yaşananlara bakılırsa tutuklu gazeteciler sıralamasında Türkiye'nin birinciliği hak ettiğini söyledi. Demirtaş, Türkiye'de tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi. DİHA