İSTANBUL - BDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak, Türkiye'nin iç ve dış siyaseti ile ilgili gelişmeleri değerlendirmek için Taksim Hill Otel'de yabancı basın mensuplarıyla biraraya geldi.
BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali ve BDP İstanbul İl Eş Başkanı Emrullah Bingöl'ün de katıldığı basın toplantısında, Bloomberg, NPR, Rusya'nın Sesi, Reuters, BBC World ve DW TV'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda yabancı basın kuruluşunun temsilcileri yer aldı.
Toplantıda ilk olarak sözü alan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin coğrafi konumu, nüfus, kimlik ve inanç yapısı olarak Ortadoğu'da çok önemli bir yerde olduğunu belirterek, " Biz BDP olarak Ortadoğu'nun yakıcı sorunu olan Kürt sorununu politikamızın merkezine aldık.
Bu sorun çözülmedikçe, savaş bitmedikçe Türkiye'nin komşusu olan ülkelerde de barış hayata geçmez. Suriye'de, İran'da yaşananlar da Kürt sorunu dışında ele alınamaz.
Dolayısıyla yapacağımız değerlendirme, müzakere ve barış sürecine ilişkin olacak" dedi. Arap baharından bu yana hükümetin politikalarına eleştirel baktıklarını ve bu politikaların bu ülkeye fayda vermeyeceğini söylediklerinin altını çizen Demirtaş, "Bu ülkede ve Ortadoğu'da yaşayan kimliklerin farklılığı kabul edilmeli. Bütün bu kimlikleri dikkate almayan, saygı duymayan, düşünmeyen politikalar çatışma üretiyor. Hangi kimliği öne çıkarmaya çalışırsanız çalışın, geri kalan kimlikler ile çatışma doğacak. Bunun tek yolu diğer kimliklere saygı duymak ve kimlikleri kabul etmektir" diye belirtti.
"80 yıldır Kemalistler bunu yaptı 12 yıldır ise bunu AKP yapıyor"
AKP iktidarının Suriye ve Türkiye'de Müslüman Sünni eğilimi esas alan bir politikayı hedef aldığını ve yapılabilecek en büyük hatanın da bu olduğunu ifade eden Demirtaş, "80 yıldır Kemalistler bunu yaptı, 12 yıldır ise bunu AKP yapıyor dış ve iç politikada. BDP olarak hükümete eleştirimiz buydu.
Suriye'de baskıcı Esad rejimine karşı Suriye halkının haklı ve özgürlükçü mücadelesi var. Dolayısıyla bu rejimin değişmesine inancımız var. Ama bunu yaparken AKP'nin yaptığı gibi kendine yakın ideolojik örgütleri destekleyip diğerlerini yok saymak tam da Baas rejiminin politikasıydı.
Bu da kaostan başka bir şey getirmez. Siyasal İslam hareketi kurmaya çalışan hareketlerin kendine yeni alanlar açma, yeni mevzi kazanma düşüncesi, AKP'yi de harekete geçirmiştir. Biz bunun tehlikeli olduğunu başta söyledik. Bu halkların özgürleşmesi için bir fırsattır.
Bütün halkları aynı oranda desteklese ve hepsinin siyasi çıkarlarına uygun hareket etse, bugün Suriye'deki kaos bu derece derin olmayacaktı" dedi. Demirtaş, ayrıca Türkiye'nin oradaki Kürtlerin haklarını kazanmasına engel olamaya çalıştığını da belirtti.
Demirtaş, "Resmi olarak Suriye diye tanımlanan ama fiili olarak Kürdistan olan ve Türkiye'ye sınır olan bir yerden bahsediyoruz. Türkiye bu tarihi gerçeği görmezden gelerek orada Kürtleri desteklemek yerine El Nursa gibi çeteleri destekleyerek, Kürt kazanımlarını bastırmaya çalışıyor. Davutoğlu, çeteciler ile olan ilişkilerini inkar etti ama biz bu ilişkilerin olduğunu biliyoruz" dedi.
'Türk kimliği Türklere de dayatılan bir kimliktir'
Konuşmasının devamında Kürt Sorununun çözülmesi için çoğulcu ve çok kültürlülüğü esas alan bir politikanın yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Demirtaş, "Sayın Öcalan Newroz bildirgesinin özünde bunu anlatıyordu. Aynı zamanda bu Türkiye yaşayan bütün ezilen halkların sorunudur. İsmi Kürt sorunu olabilir ama biz Ermenilerin, farklı inançların halklarını savunuyoruz. Türk kimliği Türklere de dayatılan bir kimliktir. O yüzden Türkiye'de bütün kimliklerin sorunu vardır.
Dolayısıyla çoğulcu bir anayasa kabul edilmeden bu kimlikler sorun yaşamaya devam edecek" dedi. AKP hükümetinin Türk Sünni İslam ve erkek kimliği dışında bütün kimlikleri yok sayan politikasının "Demokratik çözüm" sürecinin sıkıntıya girmesine neden olduğunu kaydeden Demirtaş, "Türkiye için önerdiğimiz özerklik modeli, bu çok kültürlülük için önemlidir.
Çünkü ancak bu şekilde bir kimliğin diğer kimlik üzerinde egemenliğini bitirebilirsininiz. Aksi takdirde nerede olursa olsun hiçbir şey kalıcı barışı yakalayamaz" diye konuştu.
Kışanak: Dünyanın gözü Rojava'daki drama kapalı
Demirtaş'ın konuşmasının ardından geçilen soru cevap bölümünde gazetecilerin Suriye'de yaşanan savaş ve Rojava'da yaşayan Kürtlerin durumları ile ilgili sorulara BDP Eş Genel Başkanı Gülten Kışanak cevap verdi.
Rojava'da artık ciddi bir çatışmanın tohumlarının atılmış durumda olduğunu belirten Kışanak, "Afrin, Kobani, Serekani arasında uluslararası militarist El-Kaide bağlantılı gruplar yerleşmiş durumda. Bu da Türkiye'nin uyguladığı cihadist politikanın sonucudur.
Bunlar Türkiye'den destek alarak bu bölgelere geçmişler. Bu tehlikeli bir politikadır. Resmen Rojava'da uzun süreli çatışma zemini oluşturmak istenmiştir. Sayıları artık binler ile ifade edilen çetelerden bahsediliyor ve bunlar Kürtlerin yaşam alanlarına ilişkin bir tehdit içeriyorlar. Türkiye bu oluşumların oraya girmesini en hafifiyle kolaylaştırdı. Bundaki amacı oradaki Kürtlerin haklarını engellemektir" dedi.
Batı'nın da bu çeteci grupları engelleyecek bir girişimde bulunmadıklarını aktaran Kışanak, "Bunların o sınırlarda geçtiğini defalarca ifade ettik. Ama zamanında başta ABD olmak üzere hiçbir batı ülkesi Türkiye'ye yönelik herhangi bir eleştiri yapmadı.
Batı'nın El-Kaide ile olan macerası yeni değil, batı bunları çok iyi biliyor. Bu konuda da gerekli önlemlerin alınmadığını çok iyi biliyoruz. Şuan çeteler bu kadar yaygın olmamışsa bu da Kürtlerin sayesindedir. Kürtler bunlar karşısında mücadele ederek engellemiştir. Batılı ülkelerden ise, bırakın çetecileri önlemeyi insanı yardım dahi ulaşmıyor. Dünyanın gözü Rojva'da Kürtlerin yaşadığı drama kapalıdır" dedi.
'AKP hükümetinin hızlı adım atmaması süreci sıkıntılara açık hale getiriyor'
KCK'nin geri dönüş ile ilgili ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın başlatmış olduğu "Demokratik Çözüm" sürecine ilişkin gazetecilerin sorularına cevap veren Demirtaş ise, "Süreç ile ilgili büyük bir hayal kırıklığı yaşamıyoruz. Olası sıkıntılar, gerilmeler yaşanabilir hatta kopmalar olabilir. Biz bunları tahmin edebiliyorduk. AKP hükümetinin hızlı adım atmaması süreci sıkıntılara açık hale getiriyor. Çünkü bölgesel gelişmeler hızlıdır ve AKP zamanında adım atmadığı için sıkıntı yaratıyor.
Biz müzakere ve barıştan yanayız hükümeti gerçek müzakere için masaya oturtmak için çalışamaya devam edeceğiz" dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın devlete yazdığı mektupta devletten üç beklentisi olduğunu ifade eden Demirtaş, son olarak şunları söyledi: "Kendisi mektup yazdı bu mektupta üç şey istiyor. Birincisi sağlıklı müzakerenin başlanması gerektiğini istiyor. Bizler geçen bir yılı müzakere aşaması olarak tanımladık, şimdi asıl müzakereye geçilmeli. Bunun için koşullar oluşturulmalı. İkincisi, dış dünya ile temasının kurulmasını ve üçüncü bir gözlemci güç istiyor.
Bu üçüncü gözlemci Türkiye içinde sivil bir inisiyatif olabilir kendisi ile görüşe bilir. Üçüncüsü ise, bu görüşmelere paralel yasal ve Anayasal tartışmaları müzakere masasına getirirse müzakereler başlar. Bunlar olmazsa bu diyalog değil, monolog olur." DİHA