Kafkas Derneği'ni ziyaret eden Demirtaş, basın mensuplarının çözüm sürecine ilişkin sorularını da yanıtladı.
Bir gazetecinin, "İzleme heyeti HDP'nin kırmızı çizgisi mi" şeklindeki sorusuna Demirtaş, "Bu ülkede barış olsun istiyoruz. Çatışmalar durdu belki ama barışı kalıcı hale getirmenin yolu, barışı topluma mal etmektir. Bunun içinde belli usuller var izleme kurulu da katkı sunar diye düşünüyoruz. Kırmızı çizgiden öte dünyada bu işler böyle olmuş. Küs olan taraflar bir masada oturup konuşurken, birileri hakemlik yapmıştır. Olmazsa olmazdan, bizim kırmızı çizgimizden öte bu barış mevzularının olmazsa olmazlarındandır. Yoksa HDP'nin kırmızı çizgisi değildir. Biz yine de her halükarda sürece katkı sunarız, ülkemizin barışı için çok önemsediğimiz için bu kırmızı çizgimizdir, şu kırmızı çizgimizdir gibi dayatmalarda bulunmayız. İnşallah önümüzdeki süreçlerde bunlar rahatlıkla çözülür ve hayata geçer diye temenni ediyoruz. Hükümetin vereceği bir karar biz HDP olarak karar versek dahi hayata geçmesi hükümetin onayına bağlı, Adalet Bakanlığının onayına bağlı adaya gidip gelmeler" cevabını verdi.
'Karar verici biz değiliz'
"İzleme Heyeti adaya gitmeden KCK kongreyi toplamayacak mı" şeklinde soruya Demirtaş, "Bunların karar vericisi biz değiliz, biz ancak düşüncelerimizi, temennilerimizi ifade edebiliriz. Sonuçta silahlar bırakılacaksa bunun şartını belirleyecek olan biz değiliz. Şartsız şurtsuz da silah bırakılacaksa bu bizim itiraz edebileceğimiz bir durum değil. Kongre toplanacaksa bunun hiç bir şart gözetilmeksizin toplanacaksa biz karşı değiliz. Makul bir yöntemle olması gerektiğini biz söylüyoruz. Yoksa afaki söylemlerle topluma boş hayaller sunarak, 'efendim barış oldu olacak, geldi gelecek' diyip insanları umutlandırıp gereğini yapmadan ülkede gerilim yaratmanın yanlış olduğunu söylüyoruz. Barış süreçlerinin yolu yöntemi vardır. Hükümet bu tür yol ve yöntemleri doğru izlerse sonuca doğru ulaşırız diye düşünüyorum. Şu anda hükümetin izleme kurulu olacak, hayata geçecek demesi önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı buna karşı olduğunu söyledi, fakat hükümet izleme kurulunu devreye sokacak iradeyi gösteriyorsa, bu sürecin ilerlemesi konusunda bir mesafe kat edilmesini kolaylaştırır" dedi.
'İzlemek zorunda mıyız?'
Demirtaş, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasındaki tartışmanın çözüm süreci ile ilgili olup olmadığı yönündeki soruya da, "Çözüm süreci ile ne ilgisi var? Çözüm sürecinden kaynaklı bir şey olduğunu ben düşünmüyorum. Asıl AKP içerisindeki cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki derin kırılmayı ve yarılmayı örtmeye çalışan bir ağız dalaşı ile belediye başkanı ile başbakan yardımcısı arasındaki seviyesiz tartışmayı izliyor Türkiye. Biz bunu izlemek zorunda değiliz. Bir araya gelsinler, birbirilerine ne söylüyorlarsa söylesinler. Bu seviyesizliği toplum izlemek zorunda mı? Devlet adına bu tür açıklamalar yapılırken şahsi, kişisel hırslarını dinlemek zorunda mı Türkiye? Biz buna mecbur değiliz. Türkiye bu seviyesizliği hak etmiyor. Cumhurbaşkanı ayrı bir seviyesiz üslupla küfürler, hakaretler yağdırıyor neslimize kadar. Seviye yerlerde. Bunun çözüm süreciyle alakası yok onların seviyesizliği ile alakalı bir mevzu" yanıtını verdi.
Erdoğan'ın çözüm süreci ile ilgili konuşmalarının milliyetçi oylara yönelik mesajlar olup olmadığı sorusuna ise Demirtaş, şöyle yanıt verdi: "Belki olabilir, fakat milliyetçiler de affedersiniz aptal değil herhalde."