SON DAKİKA

'Çekilme pozisyonu söz konusu değil'

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, gerilla güçlerinin hali hazırda çekilme pozisyonuna geçme durumunun söz konusu olmadığını belirterek, “Herkes mevzisinde ateşkes konumunda kendini savunuyor, meşru savunma konumunda bekliyor, sürecin gelişimini izliyor 14 Nisan, 2013 01:57 Güncelleme: 14 Nisan, 2013 01:57 'Çekilme pozisyonu söz konusu değil'

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, gerilla güçlerinin hali hazırda çekilme pozisyonuna geçme durumunun söz konusu olmadığını belirterek, “Herkes mevzisinde ateşkes konumunda kendini savunuyor, meşru savunma konumunda bekliyor, sürecin gelişimini izliyor.

 

ANF'nin haberine göre, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, Sterk TV'de gazeteci Cahit Mervan'ın hazırlayıp sunduğu Sela Sor programında geri çekilme, TBMM'de kurulan 'çözüm komisyonu' ile Akil İnsanlar heyeti konusunda açıklamalarda bulundu.

Kalkan, halihazırda herhangi bir çekilme durumunun olmadığını belirterek, “Şunun kamuoyu tarafından da, özellikle de ilgili kesimler tarafından da iyi bilinmesini istiyorum ki gerilla çekilme meraklısı değil. Güle oynayarak kimse çekilmek falan istemiyor. Tersi geçerlidir” dedi.

“Hali hazırda çekilme pozisyonuna geçmiş olma durumu da söz konusu değil” diyen Kalkan, başlayıp başlamayacağı tartışma konusu olan durumla yüz yüze olduklarını belirterek şunları söyledi:

"O üretilen senaryoların hiçbir geçerliliği yok. Söz konusu iddiaların hiçbir geçerliliği yok. Herkes yerli yerinde ve gerilla ateşkes konumundadır. Önder Apo'nun Newroz'da yaptığı çağrı ve Yürütme Konseyi Başkanlığı'mızın 23 Mart tarihli talimatı temelinde gerilla ateşkes pozisyonuna çekilmiştir ve bu pozisyonunu sürdürüyor. Bu konuda ne geri nede ileriye dönük her hangi bir değişiklik yok. Yeni bir talimat da gerilla komutanlığına yoktur. Her hangi bir talimat karargaha ulaşmamış, birliklere de öyle bir talimat verilmemiştir. Herkes mevziisinde ateşkes konumunda kendini savunuyor, meşru savunma konumunda bekliyor, sürecin gelişimini izliyor. Gerilla birliklerimiz her olasılığa göre de hazır olmayı esas alıyor.”

'Kimse boşa dağa çıkmadı'

KCK yönetiminde görüş birliği olduğunu, ancak sahadaki orta kademenin ikna edilmesinin zor olduğunu savunan Kalkan şöyle devam etti:

"Orta kademe komuta da, savaşçı güç de bir amaç için dağa çıkmış, silahlanmış durumda. Fedai çizgisinde, büyük bir cesaretle, fedakarlıkla savaşa hazır. Bunu laf olsun diye yapmıyor. Can sıkıntısını gidermek için yapmıyor. Bazı amaçlar, yaşam imkanları gerçekleşsin diye yapıyor. Önder Apo'ya özgürlük istiyor. Kürt sorununun çözüm sürecinin başlamasını istiyor. Kürt kimliğinin tanınmasını, Kürtlere adil, insanca, eşit davranılmasını istiyor. Bunları görmeden, gerillanın çekilmeye ikna edilmesi zordur. Bizim yönetimimizin bunu başarması çok zor bir iş."

'Öcalan gerillaya doğrudan hitap edebilmeli'

Gerillanın "çekilme" psikolojisinin tam tersi durumda olduğunu, hatta Irak'taki PKK'lilerin kuzeye geçmek istediklerini ileri süren Kalkan, silahlı güçlerin sınır dışına çekilebilmesi için Abdullah Öcalan'la doğrudan temas olması gerektiğini söyledi.

"Herkes sanıyor ki gerilla zaten dünden hazır, hemen silahı kapar koşar. Öyle bir durum yok" diyen Kalkan, "Eğer süreç ilerlemez, önder Apo'nun daha açık bir hitabı gelişmezse yönetimimizin bu konuda çok zorlanacağı, bu tutumların önünde set çekemeyeceği söylenebilir. Herkes böyle bilmeli." dedi.

'Akil insanlar bu düzeyde yetersiz'

Duran Kalkan, geçtiğimiz günlerde göreve başlayan Akil İnsanlar Komisyonu'nun görev ve misyonunu da değerlendirdi. Komisyonun mevcut düzeyde kalması durumunda bunun yetersiz olacağını belirten Duran kalkan, bu konuda şunları kaydetti:

“Komisyon sayı olarak da nitelik olarak da öyle çok zayıf değil. İstekli de görünüyorlar. Hükümet de ilgi gösteriyor. Bu çabaları küçümsemiyoruz, hemen reddetmiyoruz. Fakat olması gereken bu muydu denilirse, o kanaatte değiliz. Olması gerekene göre değil. Niteliği biraz daha farklı olabilirdi. Biraz çok tek yanlıdır. Görev kapsamı bakımından da, deneme yapılıyor, sanki muğlak bir durumu var gibi. İşte alanları gezin, bilgi toplayın, rapor hazırlayın deniliyor. Öyle değil. Aslında nasıl ki meclis komisyonu oluşacak karar yada kanun temelinde, siyaseten sürece el koyacak, süreci yönlendirecek, siyasetin nabzı olacak idiyse, Akil İnsanlar Komisyonu da toplumun nabzı olacaktı, kalbi olacaktı. Toplumun vicdanı olacaktı. Toplum adına geçmişi de geleceği de yönlendirecekti. Siyasetten sıkılan, siyaseti doğru bulmayan toplumun muhatap aldığı benimsediği kurum olacaktı. Gerekirse siyaseti yönlendirecekti. O etkinlikte olması, o tarafsızlıkta olması, tüm toplumda, her keste öyle bir itibar bırakması, herkes tarafından kabul edilebilir olması bu bakımdan önemlidir.

Mevcut komisyonun hem birleşiminde öyle bir zayıflık var hem de görev kapsamı böyle değil. Şu haliyle böyle değil. İlerde değişebilir. Komisyonun oluşması önemli tabi. Süreç gereği oluyor. Fakat şu haliyle tamda yapması gerekeni üstlenmiş, ona hazırlanan bir komisyon konumunda değil. Böyle bir komisyon bu düzeyde kalırsa yetersiz olur. Olması gereken değildir. Örneğin geçmişi netleştirecek bir adalet ve hakikat komisyonu gibi rol oynamalıydı. Geçmişe dönük de öyle bir çalışma yapması gerekiyordu. Geleceğe dönük siyasetin, süreci yönetimi üzerinde toplum vicdanı olarak bir denetim kurulu biçiminde rol oynamalıydı. Böyle bir konumu pozisyonu olursa, süreci ilerletebilir, sorunları çözebilirdi. Bizce ancak böyle bir komisyon bu süreci yürütebilir.”


Yorum Ekle