Görüşmelerde "Kürdistan" ifadesinin BDP'nin muhalefet şerhinden çıkarılmasını eleştiren BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Genel Kurul'daki konuşmasının sonunda Kürtçe şiir okudu.
Meclis Genel Kurulu, 2014 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın 5. tur oturumu için toplandı. Görüşmelerde Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu bütçeleri ele alınıyor. Kültür Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşan BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, yapılan çalışmaların yeterli olmadığını belirtti.
Tan'ın ardından konuşan BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ise, kültür ve sanatın toplumlar için ekmek ve su gibi olduğunu, bunu idrak edemeyen toplumların ise yeryüzünden silindiğini söyledi. "Bir halkın şiiri ve edebiyatı olmazsa o halk özgürlük ve demokrasi mücadelesi veremez, hatta varlığını sürdüremez" diyen Aksoy, sanata ve edebiyata bu temelde yaklaşılması gerektiğini kaydetti. Aksoy, bir ülkenin kültür programlarının o ülkenin demokrasisini yansıttığını vurgulayarak, "Kültüre ve sanata ayrılan paylar oldukça küçüktür.
Dilin yasaklandığı bir ortamda kültür ve sanatın gelişmesi beklenemez. Her toplumun kendi kültür ve sanatını icra ederken kendi kültürel gerçekliği üzerinden yola çıkar. Türkiye'de tek dil, tek millet, tek mezhep zihniyeti farklı kültürlerin gelişmesine engel olmuştur" dedi.
'Farklı dil ve lehçeleri yok sayan anlayış çağ dışı kalmıştır'
Farklı kültürlerin gelişmesi ve yaşayabilmesi için devletin sinema ve tiyatroya önem vermesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, "Devlet Tiyatroları" tanımlamasını eleştirdi. Aksoy, "Tiyatrolar sahnelerini açarken ülkemizin farklılıkları için perde açmıyorlar. Başta Kürtçe olmak üzere tüm dil ve lehçeleri yok sayan anlayış çağ dışı kalmıştır. Neden Hakkari'de, Şırnak'ta, Ağrı'da insanlar sanata ulaşamıyor. Kendi anadillerinde sanat yapamıyorlar" diye konuştu. Aksoy, kültür ve sanatın her yere adalet ve eşitlik temelinde ulaştırılması gerektiğini defalarca söylediklerini ancak hükümetin kültür ve sanat alanındaki düşmanlığını sürdürdüğünü belirtti. "Güvenlik" harcamalarını da eleştiren Aksoy, hükümetin müzeleri, tiyatroları ise özelleştirdiğini söyledi. Aksoy, "Devlet tiyatrolarını hangi yönleriyle özelleştireceksiniz. Binaları mı satacaksınız yoksa sanatçıları mı? Size muhalif edenleri yok etme anlayışı ile yaşayamazsınız. Özelleştirmek aslında yok etmeye yöneliktir" ifadesini kullandı. Aksoy, etnik köken ayrımı yapmadan sanata hizmet eden tüm eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasının Kültür Bakanlığı'nın en önemli görevlerinden biri olduğunu belirtti.
Aksoy Kürtçe şiir okudu
"Kürdistan" kelimesine tahammül edilmediğini söyleyen Aksoy, "Böylece farklılıklara ve çok kültürlülüğe olan yaklaşımınızı ortaya koydunuz. Böyle bir zihniyet elbette ki Kürdistan'ın düşünürleri olan Ahmedê Xanî gibi ustaların eserlerini çevirmesini de bekleyemeyiz. Kültür Bakanlığı mutlaka Türkçe dışındaki sanat ve edebiyat çalışmalarına kaynak harcamalıdır. Kültür Bakanlığı bütün halkların ödedikleri ile bütçeyi hazırlamaktadır" dedi. Aksoy konuşmasının sonunda ise Meclis Genel Kurulu'nda Kürtçe şiir okudu.
'Bölge halkı yoksulluğa muhtaç edilmiştir'
Aksoy'un ardından BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu konuştu. Zenderlioğlu, gümrük emekçilerinin sorunları konusunda hükümeti adım atmaya çağırdı. Zenderlioğlu, gümrük kapılarındaki bürokratik işlemelerin kolaylaştırılması gerektiğini ve her şeye "yasak" penceresinden bakılmaması gerektiğini kaydetti. Zenderlioğlu, batı illerinde yapılan kaçakçılığa hükümetin göz yumduğunu vurgulayarak, "Türkiye Kürdistan bölgesinde cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadar baskıcı uygulamalar sürmüş ve bölge halkı yoksulluğa mahkum edilmiştir. Kürdistan bölgesinde birçok sınır kapısına ihtiyaç duyulurken bunu yapmıyorlar. Hakkari'de söylenenlerin Ankara'da uygulanmamasını halen anlayamıyoruz" dedi.
Roboski katliamını da hatırlatan Zenderlioğlu, aradan geçen zamana karşın halen bir sonuç alınamadığını belirtti. Zenderlioğlu, "Roboski katliamı ilk değildir. 33 kurşun başka bir örnektir. Gever'de polis demokratik bir eyleme saldırarak 3 vatandaşın öldürülmesine neden olmuştur. İran sınırında birçok vatandaşımızın yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Bu sınırlarda adeta kaçakçılık adına insanları evlerinden alıp sınırda öldürüp faili meçhul yaptıklarını biliyoruz" vurgusunu yaptı.
Görüşmeler AKP ve CHP milletvekillerinin konuşmaları ile devam ediyor. DİHA