BİR MUSİBET BİN NASİHAT
Halkın sesi sitesine bir süredir yazamadım. Yaşam sürüyor, köprülerin altından boz bulanık sular akıp duruyordu. İçerde '' çözüm süreci'', Güney Kürdistan ve Rojava'ya yönelen, bir bütün Kürt halkını tehdit eden ve kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen dini İslam adına asıp kesen IŞİD diye bir bela sahaya sürülmüştü. Bu eli kanlı çete Kürt halkını hareketlendirmiş, Kürt siyasal aktörlerindeki kör rekabeti geri itip, var olan güçlerin bir araya gelmesine önayak olmuştu. Bilindiği gibi Ehmedê Xanî'den bu yana Yekbun / birlik Kürtler için en büyük hedefti. Mem ile Zînê'nîn arasına giren Bekirê Ewanîler eksik olmazdı. Birlik olmadan da Kürtlerin çulu çamurdan bir türlü çıkmamıştı, çıkamazdı.
Ortadoğu'nun içinde bulunduğu fırtınada, Kürt Kürdistan meselesi olup biteceklerin merkezineiyice oturmuştu, yeniden kurtlar sofrasındaydı. Ortadoğu'ya demokrasi gelecekse bu Kürtlerin eşit insan, eşit halk statüsü edinmesiyle mümkündü. Dünyanın gözü Kürtlerin üzerindeydi, yeni Ortadoğu'da hesaplarını ona gör tutacaklardı. Peki, Kürtler yüz yıl rötardan sonra, kendilerini yönetecek kadar, kendi ülkelerini, topraklarını koruyacak kadar kemale ermişler miydi?
** Bağdat'ta Irak'ın birliği eğreti bir elbise gibi duruyordu. Yasalar, kurallar işlemiyordu; Bağdat Hewlêr'in sırtında taşınamaz ağır bir yüktü adeta...
Peki çare? Hewlêr bu yükü taşımak zorunda mıydı, ne zamana kadar?
Güney Kürdistan Bağımsızlığını ilana düşünüldüğü, söylenildiği gibi yakın olabilir miydi?
** Ya rojava? Rojava'da üç '' kanton '' girdiği yolda, batı dünyasını / değerlerini karşısına alarak, ve yalnızca PYD'ninsilahlı gücüyle ayakta kalabilecek, yaşayabilecek miydi?
PYD'nin diğer Kürt siyasal aktörlerle birlik yaratması gerekmez miydi?
Bu gibi sorular cevaplaması kolay olan sorular değildi.
Kürtler,kendi hesaplarına bu gelişmelerden geçerli ve doğru sonuçlar çıkarmalıydı.
Bu yolda bazı gelişmeler oldu, olmadı değil. Kürtlerin zihninde birlik düşüncesini zorunlu kılan, farklı siyasal aktörleri bir araya gelmeye mecbur eden Kürtlerin artık olgunlaştığı şeklinde değerlendirmek kuşkusuz iyimserlik olur; Kürt aktörleri bir araya gelmeye zorlayan, Kürt kazanımlarını ortadan kaldırmaya gelen, kapıya gelip dayanan, din adına baş kesen, can alan vahşi bir terör örgütünde başkası değildi. Tam deyimiyle; '' bir musibet bin nasihatten evlaydı ''
Söz konusu musibet; Kürtlere küçük hesap yapmaktan kaynaklı dar dünyalarının aşılması gereğini hatırlattı; '' Kürt ulusal konferansı ''nınaciliyetinin, ciddiyetinin, kalıcılığının önemini yeniden ortaya koydu.
Varılan yerde, Kürt halk kitlelerinin birlik konusundaki duyarlılığının gelişmiş olduğunu görmemek mümkün değil. Siyasal aktörlerin ise ellerini çabuk tutmaları, zihinlerinde birlik kurmanınzorunluluğunu kavramaları, bunu içselleştirmesi gerekiyor. Bu ise, bu günden yarına kolay olabilecek bir iş değil. Bu zor becerilecek iş, fedakarlık ister, ciddiyet ister
Birlik güç yaratır, güçlü olmadan tutarlı yandaşları, samimi dostları da olmaz halkların Hiç kimse ciddiye almaz halinden şikayet eden mazlumu Tıpkı insanlarda olduğu gibi
Birlik denilince birleşik bir gücü, iradeyi anlamak gerekir. Birlik çok aktörlüdür. Parmakların birleşip yumruk olması gibidir birlik dediğimiz Birlik özgürlüktür, özgür bir beraberliktir. Yoksa, her şeyi ben yaparım, her şey benden sorulur anlayışı birliği sağlamanın yolu değildir, böylesi birlik olmaz, olamaz.
