DİYARBAKIR - Vekillerin "yasama dokunulmazlığı" kapsamında olmadığını ve "adli kontrol"ün beklenen amaca ulaşamayacağı öne sürülen kararda, "Bir dosya için makul olan tutukluluk süresi ve tutukluluk başka bir dosya için işin karmaşıklığı, sanığın kişiliği, somut olayın olağan üstü özellikleri ve kamu yararına göre makul olmayabilir" değerlendirmesinde bulunuldu.
CHP Milletvekili Mustafa Balbay'ın tahliyesine ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) karar ve gerekçeli kararının ardından BDP'nin tutuklu 4 milletvekili ile Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş'a ilişkin yargılandıkları Diyarbakır 5 ve 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne (ACM) geçen hafta tahliye başvurusunda bulunulmuştu. Yapılan başvuruların ardından her iki mahkeme ve savcıların tartışma yaratan tutumlarının ardından beklenen "ret" cevapları bugün art arda verildi. Tutuklu milletvekilleri İbrahim Ayhan ile Gülser Yıldırım'a ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ni "ret" kararının ardından akşam saatlerinde de Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş, BDP'li milletvekilleri Faysal Sarıyıldız ile Selma Irmak'a ilişkin Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından "ret" kararı verildi. Her 3 milletvekili ile ilgili öğlen saatlerinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne aleyhe mütalaasını sunan iddia makamı, Anayasa Mahkemesi'nin Balbay ile ilgili verdiği kararın "Soyut ve somut norm denetimi" çerçevesinde olduğunu öne sürdü.
Savcı: Balbay'a ilişkin karar sanıklar için nazara alınamaz!
"İptal"e ilişkin söz konusu kararın bütün kurum ve kuruluşları bağlayıcı mahiyette ise de, bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu kararlar sadece talepte bulunan tarafları bağladığını savunan iddia makamı, "Bireysel başvuruda bulunan kişinin kendisine has özel durumunun olduğu, yine her dosyanın kendine has kapsamının bulunduğu, bu nedenle Mustafa Balbay hakkında bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, bu dosya da tutuklu sanıkların tahliyesi açısından nazara alınamayacağından, tahliye talebinin reddine karar verilmesi" talebinde bulundu.
Vekiller devletin güvenliğine karşı suç işlemiş!
İddia makamının "tahliye" talebine ilişkin aleyhe mütalaasının ardından akşam saatlerinde karar ve gerekçeli kararını açıklayan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi de benzer bir kararı hazırladığı 13 sayfalık tutanak ile açıkladı. Adeta sanıklar aleyhine hazırlanan iddianamede isnat edilen tüm suçlamalara yer verilen karar tutanağında, telefon tapelerinden gizli tanık beyanlarına, katıldıkları etkinlikten suçlandıkları her hususa yer verildi. Aleyhe hazırlanan hususlar ile AYM kararına atıfta bulunulan karar tutanağının "Sanıkların milletvekili olmaları ile ilgili değerlendirme" kısmında vekiller ile ilgili isnat edilen suçların Anayasa'nın 14. Maddesi kapsamında kaldığı belirtilerek, "5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 4. kısım 4. bölümünde düzenlenen 'Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar' ile 5. bölümde düzenlenen 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar' olduğu ve bu suçların 5237 Sayılı TCK'nin 302. ve 316. Maddelerinde düzenlenen suçlar kapsamında olduğu" belirtildi.
Vekiller 'yasama dokunulmazlığı' kapsamında değilmiş!
Verilen kararın devamında Balbay'ın 34 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin iddiaları görmezden gelen ve işlenen suçun fiilini göz ardı eden Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu vekiller Sarıyıldız, Irmak ve Aktaş'ın Anayasa'nın 5237 Sayılı TCK'nin 302 ile 316. Maddeleri kapsamında "Örgüt üyeliği" ve "Örgüt yöneticiliği" ile suçlandığının altı çizilerek, "Suçları olması sanıklar hakkında seçimden önce soruşturma başlatılması ve kamu davası açılmış olması göz önüne alındığında tahliyesi istenen sanıklar Selma Irmak, Kemal Aktaş, Faysal Sarıyıldız'ın eylemlerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83. Maddesinde düzenlenen 'yasama dokunulmazlığı' kapsamında kalmadığı" ifadesine yer verildi.
Vekillerin tahliyesine ilişkin hakaret gibi gerekçe: Kişilik!
Yine "Tutukluluk ile ilgili genel değerlendirme" kısmında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, tutukluluk süresine ilişkin, "Tutukluluk süresi her dosyada diğer dosyalardan bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Tutukluluk süresi, uzunluğu, işlenen suçun niteliğine, ön görülen ve verilmesi beklenen cezaya ve dosyanın kendine özgü özelliklerine göre değişebilecektir" değerlendirmesinde bulunarak, "Tutukluluk ve tutukluluk süresinin tespitinde her dosya; diğer dosyalardan bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Bir dosya için makul olan tutukluluk süresi ve tutukluluk başka bir dosya için işin karmaşıklığı, sanığın kişiliği, somut olayın olağanüstü özellikleri ve kamu yararına göre makul olmayabilir" denildi.
Anayasa'nın Balbay'ın tahliyesine ilişkin öne sürdüğü gerekçelerden biri olan "Uzun tutukluluk" hususuna da "Hukukumuzda tutuklama" başlığı ile değinilen kararda, CMK 100/1 ve CMK 100/3 maddeleri ileri sürülerek "tutukluluğun" meşruluğu savunuldu.
'Anayasa Mahkemesi'nin kararı bu dosya için bağlayıcı değildir'
Günlerdir tartışma konusu olan Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarının "bağlayıcılığı" hususuna değinen Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Anayasa'nın 153. Maddesi'nin son fıkrasına göre, "Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı"nın esas itibariyle "somut ve soyut norm denetimleri" sonucunda verilen "iptal" kararları için söz konusu olduğu belirtildi. AYM kararlarının "bağlayıcılığı" hususuna ilişkin günlerdir devam eden tartışmalara da değinilerek, bu tartışmaların önünün kapatılmak istendiği kararda, şunlar kaydedildi: "Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru hakkı sonucunda vermiş olduğu kararlar hangi dosya için verilmiş ise özel olarak o dosyanın tarafları hakkında sonuç doğurur. Bireysel başvuruya ancak kişisel ve güncel bir hakkı doğrudan etkilenenler başvuruda bulunabileceğinden bu başvuru ile ilgili ortaya çıkacak, AYM kararı da, bu kişi ve başvuruya konu adli karar veya işlem açısından bağlayıcı olacaktır. Her dosya diğerinden bağımsız ve kendi kapsamı dikkate alınması gerekir. Bu dosyanın kendine has özellikleri bulunmaktadır. Durum böyle olunca AYM'nin itiraza dayanak yapılan dosya için verdiği kararını bu dosya içinde emsal teşkil etmesi mümkün değildir."
Mahkemece verilen kararın "skandal" niteliği taşıyan karar kısmında ise, tutuklu 3 milletvekili ile ilgili "adli kontrol" uygulanamayacağını iddia eden Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçesini şu ifadeler ile açıkladı: "Adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlamayacağı göz önüne alınarak, tutukluluk hallerinin devamına karar verildi." DİHA