SON DAKİKA

'AKP seçimleri kurtarma telaşında'

AKP hükümetinin Kürt sorununun çözümüne stratejik yaklaşmadığını söyleyen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Aysel Tuğluk, paketin demokratik dahi olmadığını belirtti. 05 Ekim, 2013 10:58 Güncelleme: 05 Ekim, 2013 10:58 'AKP seçimleri kurtarma telaşında'

HEWLER - Toplumda büyük beklentiler yaratan ve kısa bir süre önce Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından açılanan "demokratikleşme paketi"ne ilişkin DİHA'nın sorularına yanıt veren DTK Eş Başkanı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, paketin beklentilerin çok altında olduğuna dikkat çekti.

* Başbakan Erdoğan yaptığı konuşmalarda adeta Kürtler ve BDP "demokratikleşme paketi"ne karşıymış gibi bir izlenim yarattı. Kürtler ve BDP neden bu pakete karşı?

Sayın Başbakan sürekli olarak BDP'yi hedef alan bir siyaset tarzı izliyor. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Halk kimin ne yaptığını iyi görüyor. Biz demokrasi mücadelesi veriyoruz ve bizim ilkelerimiz var. Kürt meselesinde sorumluluklarımızın ne olduğuna ve sorunun nasıl çözüleceğine dair bilinmeyen bir durum yok. Paket konusunda kısaca şunu belirtebilirim.

 

Kürt sorunu bir tek paketle çözülecek bir mesele değildir. Kürt sorununu çözümü konusunda Sayın Öcalan tarihi bir fırsatı hükümetin ve devletin önüne koydu. İmralı'da ortaya çıkan bir mutabakat var. Hükümet müzakere yok diyor, bu doğru değil. Çünkü ortada bir mutabakat var. Bu mutabakatta Kürt hareketinin üzerine düşenler ve Türk devletinin yapması gerekenler var. Bunları yok saymak toplumu kandırmaya çalışmaktır. Sayın Öcalan ve Kürt hareketi o mutabakat çerçevesinde üzerine düşen sorumlulukları büyük oranda yerine getirdi.

 

Kürt hareketi birçok adım attı. Bu sürece stratejik yaklaştığının iradesini ortaya koydu. Newroz manifestosunun bu kadar etkili olmasının altında da bu irade yatıyor. O metinde meselenin çözümüne ne kadar stratejik ve ciddi yaklaştığını Kürdistan, Türkiye ve dünya kamuoyu gördü. Fakat Kürt tarafına oranla Türk devletinin sürece aynı hassasiyet ve stratejik yaklaştığını söyleyemeyiz.

 

Taktiksel bir yaklaşım söz konusu. AKP süreçte kazançlı çıkmanın ve seçimleri kurtarmanın telaşı içinde. 'Hele bu seçimleri atlatalım, sonra bakarız' şeklinde yüzeysel ve taktiksel bir yaklaşım içinde.

 

Bu paketin devletin ve hükümetin sürece stratejik yaklaşmadığı, bir takım kırıntılarla Kürtlere "susun ve yetinin" tarzında bir anlayış içinde olduğunu gördük. Özcesi bu paketle bir çözüm çıkmaz. Hükümet bu konuda yanılgı içinde. Kürtleri oyalama niyetinde.

 

AKP'nin siyaset tarzında hiçbir şey yapmadan çok şey yapılmış gibi gösterme yaklaşımı var. Çözmeden çözmüş gibi göstermek. AKP'nin bir siyaset tarzıdır ve bunu çok iyi görüyoruz. Bu aşamadan sonra bir kez daha oyalama taktiği tutmaz.

* Ama pakette bazı değişiklikler var. En basiti daha yakın bir döneme kadar insanların ana dillerinde konuşmaları yasak hatta suçtu. Şimdi özel okulların açılması gündeme getiriliyor. Siz özel okullara karşı mısınız?

Özel okullara ilişkin olarak halka "paranı ver ve dilini öğren" deniliyor. Bu yaklaşım halkla dalga geçmektir. Anadil gibi en temel bir hak için bile "dilini parayla öğreneceksin" demek hakarettir. Bu yine bir şey yapıyormuş gibi görünüp de hiçbir şey yapmamaktır. Bu aşamalar aşıldı. Bunu on yıl önce yapmış olsalardı, belki bir anlamı olurdu. Kürtler bu aşamayı çoktan aştı ve talepleri daha da yükseldi. Bazı talepler Kürtler için vazgeçilmez noktalardır.

 

Anadilde eğitim hakkı çözülmedikçe bu sorun asla çözülemez. Anadilde eğitim hakkını tanımamak demek Kürt sorununun çözümünü istemiyorum demektir. Şöyle denilseydi, Kürt sorunun çözümü konusunda irade beyan edilseydi, bunun bir süreç içinde gerçekleştirileceği söylenseydi bu bile kabul edilebilirdi. Ama bunu özel okullara sıkıştırmak, 'kendi anadilini özel okullarda gör' demek kabul edilebilir bir durum değildir.



* Yıllardır eleştirilen bir diğer konuda seçim sistemiydi. Bu konuda da alternatifli bir değişiklikler öneriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?



Seçim barajına dönükte ciddi bir değişiklik yok. Orada da ciddi hesap kitap yapılmış ve "BDP'yi ne kadar sıkıştırabilirim" hesabı yapılmış. AKP'nin çıkarcı yaklaşımı var. Niye baraj toptan kaldırılmıyor? Avrupa'da en yüksek baraj yüzde 5. "Sorunları demokratik siyasetle çözeceğiz" diyorlar, peki niye demokratik siyasetin önünü açmıyorsun. Öyleyse seçim barajını yüzde 5 ya da 3'e indir. Bu şekilde demokratik çoğulculuğu sağla. İşin içinde kesinlikle hesap kitap vardır, demokratik siyaset anlayışı yoktur.



* Seçim sistemine getirilen dar bölge önerisinin "demokratik" bir diktatörlük yaratma riski yok mudur?



Birkaç bölge hariç neredeyse Türkiye'nin tamamı tek bir partiye teslim edilecek. AKP hükümetinin seçime dönük tartışmaya çalıştığı yöntemlerin hiçbirinin bizim açımızdan kabul edilebilir bir yanı yok. Tartışmalarla belli bir aşamaya gelinebilir mi bilmiyoruz. Ancak şu an Kürt sorununun çözümüne dönük olarak pakette hiçbir şey yok. Yine Aleviler dışlanıyor.

 

AKP seçim hesabıyla hareket ediyor. Bir takım düzenlemeler, yasal düzenlemeler dahi olsa, bir güven ortamı yaratılabilir. Öyle bir durum olsa Kürtler "adım adım bir şeyler yapılıyor" diyebilirlerdi. Bu karşılıklı bir güvenin oluşmasını da sağlayabilirdi. Bu niyete hiçbir şey yok. Çünkü TMK ve TCK'nin değişmesine dair hiçbir adım atılmıyor. Demokratik siyasetin önü açılacak denildi, silahlar susasak demokratik siyaset konuşacak denildi.

 

Ama siyasetin önünü açmak için ne yaptınız. Binlerce arkadaşımız üzerinde bir çakı dahi bulunmamasına rağmen, sadece siyaset yaptıkları için hala cezaevlerindedir. Bu arkadaşlarımız bir toplumun var olması temelinde örgütlenme hakkını kullandıkları için cezaevlerine atıldılar. Yıllardır hapiste ve hala bir rehine olarak tutuluyorlar. Onların durumuna ilişkin hukuku askıya almışlar.

* Başbakan Erdoğan 3 ve 4'üncü paketler ile bir kısım tutuklunun bırakıldığını söylüyor?

3 ve 4'üncü paket ile bırakılanlardan söz ediliyor; ama buna kimi inandırabilirler ki. Bırakılanlar cezalarını doldurup da bırakılanlar. Bu davalardan bırakılanlar yüzde 5 bile değil ve bu bırakılanların devaları hala devam ediyor. Bunu bir tehdit olarak sürekli başlarının üzerinde tutuyorlar. KCK tutuklularının bırakılması gibi bir durum yok.

 

Halk "hani demokratik siyasetin önü açılacaktı, o zaman bizim çocuklarımız niye hala cezaevinde? Cezaevindeki çocuklarımızı bırakmayan bir devlet PKK'nin demokratik siyasete katılmasının önünü açacak mı?" diye soracaktır. Bu halkı nasıl inandıracağız, nasıl ikna edeceğiz? Bu anlamda sürecin biraz sancılı olduğunu düşünüyorum.

Devletin bu tutumuna rağmen Sayın Öcalan sabırla ve kararlılıkla bu süreci götürmeye çalışıyor. Çok doğru bir karar verdiğini düşünüyor. Acılara yol açmadan, sorunun çözümü konusunda sabırlı bir yaklaşım sergilendi ve Türkiye'nin önüne tarihi bir Kürt-Türk ittifakı temelinde demokratik bir birliktelik kurmanın imkanını koydu. Fakat hükümet tarafı aynı ciddiyet ve sorumlulukla yaklaşmadı. Dolayısıyla bu paketten bir şey çıkmaz.

 

Bu durumda ya yeniden bir formül arayışına gidilecek ya da Kürt sorunu eksenli yeni bir yol haritası çıkarılacak. Hükümet Kürt sorununun çözümü konusunda nasıl bir yol, nasıl bir politika izleyeceğine dair açık bir politika ortaya koymalıdır. Aksi takdirde Kürt tarafının tek taraflı adımlarıyla bu süreç tek başına ilerlemez.

* Kürt sorununun demokratik çözüm sürecine ilişkin bir süredir sorunlar vardı. Kürt tarafı daha çok bu paketi bekliyordu. Paket çıktı, ama Kürtler memnun değil. Bundan sonrası için süreç bitti denilebilir mi?

Sürecin bittiğini düşünmüyorum. Biz Kürt sorununun demokratik siyaset yoluyla çözülebileceğine inanıyoruz. Kürtler ne istediğini bilen örgütlü bir halktır. Dolayısıyla demokratik siyaset yöntemiyle haklarını kazanabilecek güçteler. Bunda ısrar etmek gerektiğini düşünüyorum. Hak almayı devletten bekleyerek değil, bizzat mücadele ederek ve örgütlü gücümüzle devleti adım atmaya zorlayan bir strateji izlememiz gerekir.

 

Tabi ki süreci başlatan Sayın Öcalan'dır. En doğru değerlendirmeyi onun yapacağına inanıyorum. Sayın Öcalan'ın başlattığı süreci çok doğru görüyoruz, bunun yanında olacağımızı ve destekleyeceğimizi de belirttik. Bu irademiz bundan sonra da elbette devam edecektir. Ama demokratik mücadele ve kazanımlar üzerinden yapacağımız yaratıcı ve etkin mücadeleyle birçok şeyi değiştirebileceğimize halen inanıyorum. Kendimize güvenmeliyiz.

 

Bir yerlerden bize bir şeylerin bağışlanmasını beklemek değil, bunun mücadelesini veren ve bunu inşa eden bir süreci çok ciddi bir şekilde başlatmalıyız. Bu sürece karşı tutumumuz böyle olmalıdır. Mücadeleyle kazanılmayacak hiçbir şeyin olmadığına inanıyorum. Dünyanın hiçbir yerinde hak verilmez, alınır. Buna inanırsak başaramayacağımız hiçbir şey yoktur.  DİHA

Yorum Ekle