SON DAKİKA

Ağrı'da Bir Davanın Düşündürdükleri‏

Ağrı'da Bir Davanın Düşündürdükleri‏ 07 Ağustos, 2014 09:58 Güncelleme: 07 Ağustos, 2014 09:58 Ağrı'da Bir Davanın Düşündürdükleri‏

 

MURAT ROHAT

Gazeteci Halil İbrahim Cengiz'in, 2012 yılının Ağustos ayında “Ağrı'nın Vekili Değil, Ailesinin Vekili” adı altında kaleme aldığı haber davalık olmuştu. Söz konusu habere dava açan ve H.İbrahim Cengiz'den şikâyetçi olan AKP'li Ağrı Milletvekili'nin yeğeni Mehmet Yıldız mahkemece haksız bulunmuş ve haberin halkı bilgilendirme amaçlı olduğu tespit edilip kovuşturmaya gerek olmadığı kararı verilmişti.

Yaklaşık iki yıldır Agirî'den ayrılıp Almanya'nın Wuppertal şehrine yerleşen H. İbrahim Cengiz, iki yıl sonra tekrar aynı davadan 08.08.2014 tarihinde Almanya'da yargılanacak, bu karara tepki gösteren Gazeteci Cengiz sitemize konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 

Ağrı gibi her zaman savaş merkezlerinden biri olma niteliği bulunan bir kentte, bir basın mensubu olmanın fedakârlık gerektirdiğine, habercilik yapmanın birçok riski göze almaktan geçtiğine dikkat çeken Halil İbrahim Cengiz, aynı durumun bütün gazetecileri kapsamadığını söyledi. Konuyu özetlemeye çalışan Cengiz, hiçbir gazetecinin haber yaptığı insana veya kuruma karşı kişisel bir tavrının olamayacağını ancak gelişmelerin zaman, zaman farklı algılanmasının sorun yarattığını söyledi. Yaşadığı zorlu gazetecilik sürecini özetleyen Gazeteci Cangiz, güneşe yakın her kentini bir insan sıcağı olduğunu ve bunun bazen bildik güneş sıcağından daha yakıcı ve yıkıcı olduğunu söyledi. “Yaşadığımız zamanda kimi yerlere öyle karanlık sinmiş ki, yukarıdaki güneşi getirip bu karanlıklara tutsanız o karanlıklar kara deliklere dönüşüp güneşi bile yutar. Böyle bir yerde doğru anlaşılmak her zaman mümkün olmayabilir.” diye yaşanmakta olan insanlık trajedisini anlatan Cengiz, “Kimi insanlar drama yaratma ustasıdır, kimi insanlar ise yarattığı dramayı saklamanın ustasıdır. İşte bu nokta karanlıktır. Gazetecinin görevi ise bu felaket halini almış karanlıktan insanları haberdar etmektir. Bu meslekte yaptığım budur. Birilerini hedef alma lüksüm hiç olmadı.” dedi.

 

Gazeteci Halil İbrahim Cengiz, davaya konu olan haberin daha önce kovuşturulmaya bile gerek duyulmadan kapandığı halde, iki yıl sonra gündeme getirilmesinin hukuka bile aykırı olduğunu söyledi. “Ancak kimi yerlerde hukukun sadece adı vardır. Türkiye'de hangi gazeteye bakarsanız bakın benimle ilgili davaya konu olan dil ve söylemin rutin bir hal aldığını görürsünüz. Ne var ki adaletin kılıcı her zaman yumuşak et aramıştır. Bir gazetecinin haber kaynağına nasıl bir garazı olabilir ki? Benimle ilgili haberi koskoca bir memleket dillendiriyordu. Ben kalemimi asla yanlış kullanmadım hep halktan yana kullandım bu sebeple birçok kez tehdit ve baskılara bile maruz kaldım. Son örneğinde görüldüğü gibi halkı bilgilendirme amaçlı yazdığım bir haberden dolayı yıllardır yargılanıyorum, davayı kazanmama rağmen AKP'li vekilin yeğeni Mehmet Yıldız isimli şahıs AKP'lilerin ona verdiği tüm imkânları kullanarak şahsımı yıldırmaya çalışıyor. Bu bir insanlık komedisidir. Yarattıkları dramaya kılıf hukukta aranmaz Burada şahsi tutumlarından sonuç alma istekleri vardır. Gazetecilik dünyanın her yerinde cesaret ve birikim gerektiren bir iş. Yaptığı haber birçok insanı ve kesimi huzursuz edebilir. Ama haberin değil habere konu olanın daimi huzursuzluğudur bu. Benim haber konusu yaptığım insanları Ağrı Halkının tamamı tanır. Ağrı'da haber yaptığım zaman, acıdır ki bazı meslektaşlarım bazı kesimlerin para teklifleri karşılığında sipariş haber yaparlardı. Benim haber kaynağımı ve haberlerimi referans gösteren bir sürü gazete ve internet haber siteleri o dönem davaya konu olan haberi yayınlamışlardı. Daha sonra aynı sitelerin duyurdukları bu haberi kendi sitelerinden silmeleri çok ilginçti. Yaradılışım gereği cesur bir gazeteci oldum. Bilgimin kaynağı da doğru yazmaktı, hep öyle oldu ama doğru dediğimiz kavram hileyi hurdayı yaşam biçimi edinmişlerin karanlığına bir ışık gibi yansıdığı zaman birçok kesim ayıplarının görüleceği korkusuyla tuhaf tepkiler verir. Kaldı ki, söz konusu davalık olan haberi Agirî'de sadece ben kaleme almadım, benimle beraber onlarca haber sitesi, gazete ve TV bu haberi yayınladı. Şimdi bakıyorum o haberi yayınlayan gazete, tv ve haber siteleri haberi yayından kaldırmışlar görünen o ki Mehmet bey ve AKP'li vekil gazetecilere yaptıkları baskılarla haberi yayından kaldırttılar.

 

” Bu davanın ikinci defa aynı gerekçe ile açılması mahkemenin kendisi ile çelişmesidir; nasıl olur da bir mahkeme başta kovuşturmaya gerek yok der aradan iki yıl geçer yine aynı konuyla ilgili dava açar? diye soru işaretlerine dikkat çekip sözlerine devam eden Cengiz, burada verilen mesajın aslında halkın haber kaynaklarına, birilerinin hükmedebileceğini göstermeye çalıştığını söyledi. Davanın kovuşturmaya gerek olmadığına karar verilmesinde iki yıl sonra gündeme getirilmesi, adalet ve hukuk kavramlarının birilerince hiçe sayılması anlamına geldiğini, böyle bir durumda yargılanmanın da güvenilirliğini yitirdiğini belirtirken, “Söz konusu konu hakkında o zaman ve hatta şimdilerde fikirlerini sorduğumuz  Ağrı kent insanları olayı şu şekilde özetlediler; Bu memlekette hırsız olmazsan, bir yere varamazsın. İstediğin kadar hırsız ol, istediğin kadar görevden atıl, Ankara'da vekil bir akraban varsa, müdür bile olursun" dediğini aktardı. Bu sözlerin halk tarafından dile getirildiğini anlatan Cengiz gazetecilik ve dahası insan olma tecrübelerimizle bu dile getirilenlerin sadece halkın fikirleri değil her kesimden insanın her meslekten insanın aynı düşüncelerini paylaştığını ve kendisinin de aynı halktan bir parça olmasından dolayı aynı fikirleri paylaştığını söyledi. “Elbette bende aynı fikirdeyim, bu sebeple dava mı açılır! Burada bir kasıt vardır ve birileri siyasi gücünü bir tür baskı aracı olarak kullanmak istemekte bu baskı aracı ile insanları kendileri gibi düşünmeye zorlamakta, hatta büyük cezalarla terbiye etmeye çalışmaktadır. Türk medyasını takip edin her gün siyasetçiler birbirilerine hırsız v.s gibi sözler sarf ederken halkın söylediği iki kelime davalık oluyor işte Türkiye'deki adaletin nasıl bir anlam içerdiğini daha iyi anlayabiliriz.

 

” Davayı tekrar açma girişimi ile göze batan Mehmet Yıldız, zamanında yapılan ve kovuşturmaya gerek duyulmayan haberde, 'bazı Ağrı'lılar' ibaresinin muğlak bir topluluğa hitap ettiğini ve kişilerin kim olduğunun belirsiz olduğundan rahatsız olduğunu beyan ederek davayı tekrar açma başvurusunda bulunmuş. Edinilen bilgiye göre Mehmet Yıldız adlı şahsın haberde geçen kişileri merak ettiği ve davayı yeniden açmasının bir nedeninin de bu muğlak kişilere ulaşmak olduğu bildirildi. Mehmet Yıldız'ın bir haber kaynağının bilgisini neden merak ettiği bilinmiyor. Mehmet Yıldız'ın habere demeç verenleri neden sorup soruşturduğu bilinmez ancak AKP'nin ona verdiği yetkileri kullanarak Gazetecilere bu kadar baskı uygulamasının başlı başına bir suç teşkil ettiği bildirildi. Davayı gündeme getiren Mehmet Yıldız'ın kent insanı tarafından tüm menşeine kadar bilindiği aşikar bir durum. Zamanında yazılan haber dışında söz konusu şahsın nasıl bir sicile sahip olduğu, hangi yıllda ve hangi sebepden dolayı bulunduğu görevden alındığı dosyasına bakıldığı zaman görüleceği öğrenildi.

Yorum Ekle