ANF'ye konuşan, Afrin Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı Hêvi Îbrahîm Mustafa, Efrin Kantonu özerk yönetimine giden süreç, kısa ve uzun vadedeki hedefleri, kantonun geleceği, Rojava özerk yönetiminin bölge ve Kürdistan'ın diğer parçaları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Hêvi röportajında yıllar sonra halk devrimi ardından Batı Kürdistan'ın üçüncü özerk yönetiminde Başbakan olarak hizmet verecek olan Mustafa, ana topraklarına hep bağlı kaldığını şu sözlerle anlatıyor: Suriye'nin ikinci büyük orta doğunun ise en büyük ticaret merkezi olan Halep'te doğup büyümeme rağmen hiçbir zaman kentli olmadım. Tabii bu ailenin kültürel, siyasal ve kendi değerlerine bağlı kalmasından ileri geliyordu. Kentlerden kendimizi koruyarak büyüdük. Kendi değerlerimizi koruyarak büyüdük.
İşte o röportaj,
Batı Kürdistan'ın üçüncü kantonu olan Efrin Kantonu yönetiminin Başkanısınız. Bu görevin bir kadın olarak size verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir kadın olarak bu göreve getirilmemin özel bir anlamı var. Tabii bu Kürt kadını için yeni bir adım değil. Daha önce atılan adımların devamıdır. Özgürleşmek için uzun yıllardır verilen bir mücadele var. Binlerce kadın kahramanız ve şehidimiz var. Kurulmuş bir kadın ordusu var. Rojava'da bizi savunan kadın savunma gücü YPJ var. Rojava devriminde kadın öncülük yaptı ve bu öncülüğünü devam ettiriyor. Şimdi ise, yönetimde öncülük yapma görevi biz kadınlara verildi. Her dönemde kadın öncülük yapmış ancak emeği hiç görülmemiş, toplumsallığı çalınmış. Ancak şimdi her şeyine kendisi sahip çıkıyor ve çıkacağım diyor. Özgürleşen, özgürleşmek için mücadele eden Kürt kadınının yaratacağı adil, komünal toplum önümüze konulmuş bir görevdir. Aslında dünya kadınlarının önüne konulmuş bir görevdir. Bu görevle biz kadınlara gerçek toplumsallığı kurmak için öncülük görevi verilmiş. Yapmaya çalıştığımız ve çalışacağımız da budur. Çünkü özgür kadın özgür toplum demektir o da demokratik bir ülke ve ulus demektir. Bunu gerçekleştirecek olan kadındır. Bin yıllardır erkeğin öncülük ettiği bir toplum var. Savaş; şiddet, kan, gözyaşı ve sömürüden başka bir şey getirmedi. Şimdi biz kadınlar buna son vermek için öncülük görevini üslendik.
Yönetiminizde hangi parti, örgüt, halklar var?
Afrin Kanton Yasama Meclisi beni kanton yönetimini kurmakla görevlendirdi. Bu görevi onur ve gururla kabul ettim. Yasama meclisi beni görevlendirdikten sonra hükümeti kurmak için siyasi partiler, bazı bağımsız kişiler yine özerklik sisteminin bazı kurum ve kuruşlarının yöneticileri ile Afrin'de yaşayan Arap ve diğer halkların temsilcileriyle bazı görüşmeler yaptık. Yönetimimizde yer almalarını talep ettik onlardan. Amaç bütün çevreleri yönetimimize dahil etmekti. Davetimize Êzidiler, Aleviler, kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri, Kürdistan Öğrenciler Konfederasyonu, Devrimci Gençlik Hareketi, Suriye Kürtleri Demokratik Sol Parti, Suriye Kürtleri Demokratik Birlik Partisi Konferans kanadı, Demokratik Birlik Partisi ile Afrin'de yaşayan Arap Amirati ve Bobeni aşiretleri olumlu yanıt verdiler. İlan edeceğimiz Kanton Özerk Yönetiminde yer alacaklarını, bu yönetimde görev almaya hazır olduklarını söylediler. Bazılarına göre Kanton yönetimlerimizi ilan etmemiz Cenevre konferansına bir cevaptı. Çok yanlış bir değerlendirme değil. Doğru, Cenevre konferansına bir cevaptı ancak sadece o değil. Çünkü geçmişi olan, stratejik bir projedir aynı zamanda bu.
Kanton yönetiminin ilan edilişine giden süreci bize özetleyebilir misiniz?
2007 yılından bu yana üzerinde çalışılan bir proje bu. PYD, 2007 yılındaki Kongresinde bu görüşü ilk olarak gündeme getirdi. Ve bu doğrultuda çalışmalar yürüttü. Ancak Suriye'de var olan koşullar projelerini gerçekleştirmeye imkan vermiyordu. O yüzden günümüze kadar sarktı. Suriye'de isyan sürecinin başlamasıyla Kürtlerin on yıllardır Suriye'de ve diğer parçalarda yürüttükleri mücadele ile özgürlüğünü sağlama için koşullar doğdu. Suriye'deki halk ayaklanmasının başlamasından hemen sonra halkımız devrimini gerçekleştirdi. Alanlarını özgürleştirdi. Ve iki yılı aşkın bir süredir büyük bedeller ödeyerek ve her türlü saldırılara rağmen bölgelerini koruyor. Halkımız kendisini siyasi, diplomatik, savunma ve koruma iradesi olarak ortaya koydu ve geçen iki yıllık süre içinde de bunu kanıtladı. Bunun öncesi de var. Rojava halkının Kürdistan'ın diğer parçalarındaki mücadelelere katılmaları bu projenin temelini oluşturuyor. Yani öyle bir anda, birkaç gün, ay ya da bir iki yılda ortaya çıkmış bir şey değil.
Halk devriminden bu yana da halkımız kendi kendisini yönetiyor. Kendini yönetmenin kurumlaşmalarını gerçekleştirmiş bulunuyor. Savunma güçleri olan YPG ve YPJ'yi oluşturdu ve bu güçler şimdiye kadar bölgelerimizi bedeller ödeyerek savundu. Yine toplumumuzu her türlü yozlaşmış, çürümüş, ahlak değerlerini düşürücü tarzda uygulanmak istenen özel politikalara karşı iç güvenlik sistemini oluşturdu. Hırsızlık, çetecilik, talancılığa karşı mücadele eden iç ve dış savunma güçleri oluşturuldu. Yaptığı devrim ve geliştirdiği kurumlaşmalarla zaten sistemini kurmuştu. Bunlar aynı zamanda Suriye'nin birliği ve demokratikleştirilmesine yönelik kurumlaşmalardı. Bizim yaptığımız bunun ismini koymak ve onun yönetimini oluşturmaktı. Halkın kendisi zaten sistemini geliştirmişti.
Özerk yönetimin ilanı aynı zamanda Cenevre'ye bir cevaptı dediniz. Cenevre 2 toplantısı öncesinde ilan etmekle nasıl bir mesaj vermek istediniz?
Cenevre konferansına cevap vermek için adımlarımızı hızlandırdık. Çünkü o konferansta Suriye'nin en büyük gücü olan ve kurdukları sistemleri ile birlik, kardeşlik, demokrasi dersini tüm bölgeye vermeye çalışan Kürtler davet edilmedi. Biz de bu ilanla işte varız, yaşıyoruz, sistemimizi geliştiriyoruz ve Suriye'nin birliğini herkesten çok savunuyoruz demek; sorunun çözüm yolunun bundan başka olamayacağını söylemek istedik. Suriye'de yaşayan halkları inkar etmekle, onları yok saymakla hiçbir sorunu çözemeyeceklerini söylemek istedik. Gerçek olan da budur.
Yönetim modelimiz Suriye'de yaşanan iç savaş, şiddet ve halkları inkar, imha siyasetinin bitmesini, demokrasinin işlediği, halkların, inançların, kültürlerin barış ve kardeşlik içinde yaşamasını isteyen tüm kesimlerin kendisini içinde bulabileceği bir yönetim modelidir. Suriye'de sorunun çözümünün anahtarı budur. Bunun dışındaki hiçbir çözüm Suriye'ye barış, kardeşlik, bir arada yaşama ve demokrasi ile kendi kendine yönetme çözümünü getirmez. Suriye'deki sorunun çözümünün kilit noktasının da Kürtlere yaklaşımdan geçtiğini herkesin bilmesi gerekiyor. Bunu esas almayan hiçbir çözümün kalıcı olmayacağı ve gerçek bir çözüm olmayacağının bilinmesi gerekir.
Yönetimimiz halklara hizmet ve sorunlarını çözme için görev başına geldi. Sorunlarımızı büyükten küçüğe, kısa, orta ve uzun vadede çözülebilecekler diye tasnif ederek çözmeye çalışacağız. Savunma ve hizmete öncelik vereceğiz. Ekonomik, toplumsal, diplomatik yolları açarak sorunları çözmeye çalışacağız.
Oradan devam edersek öncelikli hedefleriniz neler?
Bölgemiz çok daraltılmış. Adeta kuşatılmış durumda. Ciddi ve yoğun saldırılar altında. Çünkü Kantonumuz şimdi merkezi bir rol üslenmiş durumda. Çünkü Hama, Humus'tan tutalım Şam, Halep, Rakka ve İdlıp'a kadarki bölgelerden güvenliğin ve huzurun olduğu bölgemize göç ederek gelen binlerce, on binlerce insan var. Elimizdeki imkanlar dahilinde hizmet ederek halklar, inançlar, kültürler arası güveni geliştireceğiz. Barış ve kardeşliğin sağlanması için tüm imkanlarımızı sarf edeceğiz. Yine bölgemize göç ederek gelen insanlara barınma, yaşama ve iş imkanlarını yaratmaya çalışacağız. İmkanlarımız şimdilik sınırlı. Ancak çalışarak yeni imkanlar yaratacağız. Ve başaracağız da. Büyük bir iddia ve kararlılık var hepimizde. Çünkü halklar arkamızda. Suriye ve Ortadoğu'ya örnek olacağız bunu biliyorum. Çünkü bölgemiz için en uygun çözüm yöntemini seçtik. Halkların, inançların, toplulukların, grupların ihtiyaçlarını göre belirlendi yönetim biçim ve modelimiz. Bunun tarihsel, toplumsal, kültürel temelleri var.
Komşularınızla ilişkileriniz nasıl olacak. Bu konuda neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Yönetimimizin hiçbir komşumuza zararı olmaz. Aksine faydası ve yararı olur. İki yıldır Suriye'nin Türkiye ile yani Rojava dediğimiz bölge ile olan sınırının tamamına yakını bölgede yaşayanların denetiminde. Şimdiye kadar bu bölgede tek bir mermi bile patlamamış. Ama çok az bir kısmı diğer grupların elinde her gün bombalar patlıyor, çatışmalar oluyor.
Bu konuda çalışmalarımızın önceliği kendimizi tanıtma, komşularımıza zararımız değil faydamızın olacağı yönünde ilişkiler geliştirmek olacak. Türkiye başta olmak üzere tüm komşu ülkelerle dış işler bakanlığımız nezdinde girişimlerde bulunacağız. Tüm komşularımızla, dostluk, kardeşlik ilişkilerimizi geliştireceğiz.
Diğer parçalardaki Kürtler ve yönetimde yer alan haklar ile devrimci, demokrat çevrelere bir çağrınız olacak mı?
Diğer parçalarda yaşayan halkımız, özgürlük peşinde olan halklar, demokrasiden yana olan güçlerin yönetimimizi desteklemesi gerekiyor. Özellikle de Kuzey, Güney ve Doğu halkımız bunu kendi yönetimi olarak görmeli. Kendi yönetimine sahip çıkar gibi sahip çıkması gerekiyor. Yükü sadece Rojava halkı ve halkları üzerine atmamalılar. Güçlü bir sahiplenmeyi bekliyoruz. Şu ana kadar ortaya çıkan da biraz o yöndedir.
Hêvi Îbrahîm Mustafa kimir?
Afrin Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı (Başbakan) Hêvi Îbrahîm Mustafa, Afrin'in Mabeta nahiyesinden. Hêvi Îbrahîm Mustafa, ailesinin ekonomik sıkıntılardan ötürü Halep'e göç etmesi ardından 1967 yılında Halep'te doğar. Ailesini, Yurtsever, Kürtlüğü, Kürlük değerlerini koruyan bir ailem var. Aile Kürt davası için siyasetle iç içeydi. Bilinen tanınan çok sayıda Kürt siyasetçinin misafir olduğu, kaldığı bir evdi bizim ev diye anlatan Mustafa, ilk, orta, lise ve öğretmen yüksekokulunu Halep'te okur. Öğrenimi ardından 6 yıl Afrin ilçe ve nahiyelerinde öğretmenlik yapar. Öğretmenliğinin 21 yılı ise, Halep ve çevresinde geçer. Öğretmenliğindeki başarısını kendi emeğim ve başarımla öğretmenlik yaptım. Çünkü Suriye rejiminde Baasçı olmayanlar başarılarıyla kendilerini kabul ettirmeselerdi bir gün dahi görev yaptırılmazdı sözleriyle özetliyor. ANF