Son Dakika
YAVUZ GEYİK VEFAT ETTİ DOĞUBAYAZIT'TA ENFLASYONLA TOPYEKÜN MÜCADELE ETܒye Dereceyle Girdiler ETB Projeleri Pakdemirli’ye Sunuldu Erzurum’da Kuzulu Çocuk Kütüphanesi Başkan Türkmenoğlu ‘Dostluk Grubu Tekstil Fabrikasını' gezdi VEDAŞ, tüketici memnuniyeti için toplandı Van Büyükşehir Belediyesinden ‘akıllı kart ve muavin’ denetimi Engelli Diş Polikliniği, hasta sevkinin önüne geçti Hem Namağlup Hem Lider
Doğubayazıt  Halkın Sesi - Güncel Doğubayazıt Haberleri
 
 
 
'Sen teröristsin gazeteci değilsin' diyerek hedef gösteriyorlar
 

"Sen teröristsin gazeteci değilsin" diyerek hedef gösteriyorlar

Bugün köşemi bir meslektaşıma, gazeteci İnan Kızılkaya’ya bırakıyorum.

4 Ocak 2018 Perşembe 08:56
Yazdır
baskı

Bugün köşemi bir meslektaşıma, gazeteci İnan Kızılkaya’ya bırakıyorum.

2016’nın sonbaharını duruşma faslıyla geçirmiştim. Sabahın köründe hücreden alınıp bekleme odasına kapatılıyordum. Saatlerce sandalyeler üzerinde uyukluyordum. Kasten beni erken hücreden çıkarıp, “jandarmayı bekliyoruz” diye de itirazımı geçiştiriyorlardı.

İlk duruşmalara hücreden çıkarılıp jandarmaya teslim edilene kadar geçen sürede gardiyanlar ısrarla cezaevi kimlik kartını taşımamı istiyordu. Oysa bir kağıt parçasıyla beni kodlayan devlet, özgürlüğümü elimden alması yetmiyormuş gibi bir de bunu belgeleyen kağıt parçasını da boynuma asmamı dayatıyordu.

 

İnan Kızılkaya, 440 gün tutuklu kalmıştı. İnan Kızılkaya, 440 gün tutuklu kalmıştı.

Hani sevgilisinin her anını karabasana çeviren kontrol manyağı erkekler vardır. Hiçbir şekilde karşısındakinin cevabıyla tatmin olamayan ve sürekli aldatılacağını düşünen müzmin erk budalası tarzını andırıyordu cezaevi uygulamaları. Galiba iktidar hep böyle pençelerini köşeye sıkıştırdığı canlı üzerinde denemeye kendini ayarlıyordu.

 

Her an kayıt altında

Askerlerin gözü önünde, “Sen teröristsin, gazeteci değilsin” diyerek hedef haline getiriliyordum. Bu da yetmiyormuş gibi ellerim kelepçeli şekilde ring aracına bindirildiğimde adli tutuklar ile aynı bölüme kasten alınıyordum.

Darbenin yarattığı hınç ortamıyla galeyana gelen/getirilen adli tutuklularca, “Fetöcü ise bize verin” diye de psikolojik saldırıya tabi bırakılıyordum. Kapalı ring bölümünde bile kamera ile gözetleniyordunuz.

Hücrenin havalandırmasındaki kamerayı saymıyorum bile. Kazara kıçınızı kaşımanızın durumunda bile seyredildiğini bilmeniz rahatsız ediciydi.

Her anınızın kayıt altına alınmanız tüylerinizi diken diken ediyordu. Bir gözün üzerinizde olması ayıp bir şey yapmaya teşne davranışlarınız olduğunu peşinen kabul edip, kendinize çeki düzen vermeyi benimsetmeye zorluyordu.

 

Çizim: Kemal Gökhan Gürses Çizim: Kemal Gökhan Gürses

Bedeninizde bir başkasının elini hissetmenin tiksindiriciliği yetmezmiş gibi,
itirazınızı da duymamış gibi davranıyorlardı

Mektuplar, dilekçeler

Duruşmalarda yüksek sesle yaşanılanları dile getirmem işe yaramıştı. Darbeyi püskürttüğünü söyleyenler, halklar tarihinin bütün kötülük envanterini toplum üzerine boca ederken cezaevlerindekileri de ‘kobay’ olarak gördüklerinden ‘mahpus'un da başına geleni itirazsız kabul etmesini istiyordu.

Yaşadıklarımı ve hak gasplarını anlattığım İnfaz Hakimliği, Cezaevi Savcılığı, hatta Adalet Adalet Bakanlığı’na yazdığım mektup ve dilekçelerden ya cevap alamıyordum ya da durumu aklayan gerekçeler üretilip bir sürü yasal prosedürden bahsediliyordu.

2. Müdür açıklaması

Mahkemeye götürülmediğim duruşma için yazdığım dilekçeyi dikkate alan cezaevi 2. Müdürü lütfedip beni odasında kabul etti. Mahkemeden gelmeyen eksik bir evrak nedeniyle bu durumun yaşandığını söyledi.

Söylediklerine kendisi de inanmadığından kravatıyla oynayarak, “Neyse ki sizin açınızdan bir mağduriyet yaşanmamış” dediğinde hayret ettim.

Pişkinlikle, bürokrasi arasında un ufak olan bir insanın düştüğü hale acıdım sadece. Öyle ki Ocak ayı başında tutuklanan gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Urfa’dan Silivri’ye getirildi ama 9. Kısma verilmedi.

Sosyete mekanı

Kemal'in bütün girişimleri cevapsız kaldı. Tahliye olmadan kısa bir süre önce koridorda başgardiyan ile ayaküstü konuşmamızda, “Zannetme ki her şey bizim elimizde” dediğinde 9 Nolu’nun üzerinde neden drone uçtuğunu bir daha düşündüm.

Avukatım haklıydı, “Sosyete mekanındasın işte! Tadını çıkar”  diyordu.

Darbeden sonra omzu bol pırpırlı generalleri, valileri, emniyet müdürlerini içtimaa çeken gardiyanların haleti ruhiyesini anlıyordum. Egoları tavan yapmıştı. Zorla ayakta sayım vermemiz için iki ay boyunca sürekli gerginlik yaşadık.

Sayımlar

Çoğu zaman 20’ye yakın gardiyan sabah ve akşam sayımlarında içeriye girer, pis pis bakışlarla bizi göz hapsine almaya çalışır, “ayağa kalkın” komutunu kabul etmeyince üst perdeden, “Siz kimsiniz, neden ayağa kalkmıyorsunuz?” derlerdi.

Gözlerini bize dikip bakışlarıyla ezmeye çalışırlardı. Göz temasından özellikle kaçınırdık. Korkuyla baş etmenin en iyi yolu belki de başına gelebilecek her kötülüğün farkında olarak, istediğinizi yapabilirsiniz ama ben de öyle kolay kolay teslim olmama tutunmaktı.

İlk başlarda kendilerinden emin tarzda dayattıkları bu uygulama karşısında şerbetli olduğumuz ortaya çıkınca tutumları kendiliğinden sönümlendi. Buyruklarına uymayacağımız noktasında kararlı olduğumuzu gördükçe, mahallenin üçüncü sınıf kof kabadayı edasıyla öfleye pöfleye hücreden çıkar oldular.

Çıplak arama

Bitişik hücredeki devrimci Kürt tutsaklar ile bu durumu paylaştığımızda, önerileri tartışmaya girmeden sakin kalarak tepkimizi koymamız yönündeydi.

Zana ile ortak tavrımız karşısında bir süre sonra çözülen memurlardan biri, “Bu kadar insan içeriye giriyor bari biraz saygıdan kıpırdanın arkadaşlar” diyen sesi de emir kipinden ricaya dönmüştü. Oysa toprak sahada top oynasak ya da aynı muhitte yaşasak tavırları nasıl olurdu acaba!

Hele içlerindeki renkli gözlü gardiyan tiksindiriciydi. Cezaevine girişte ne olduğunu anlamadan apar topar sokulduğumuz daracık bölümde dayatılan çıplak aramayı hatırlatıyordu.

Bu uygulamanın işkence olduğunu söylediğimde, elleriyle taciz ederek üstümü çıkarması sahnesi gözümde canlanıyordu. İşini şevkle yapan bir insanı kim ayıplayabilirdi! İnsanın gayri meşru ilişkilere kendini nasıl ikna ettiğini anlama isteği de beyhude bir çaba gibi geliyordu. Onun zaviyesinden meseleye bakmayı deneme girişimi de mazoşist bir yönelimdi…

Üst arama

Avukat ya da aile görüşüne hücreden çıkarken, koridoru dönerken, görüş kabini bölümüne girerken ve kabine varmadan tacize varan üst araması olurdu. Bedeninizde bir başkasının elini hissetmenin tiksindiriciliği yetmezmiş gibi, itirazınızı da duymamış gibi davranılıyordu.

Görüşten çıkarken de birkaç sefer yine aynı muameleye tabi tutuluyordunuz. Koridorda ilerken sağınızda, solunuzda, önünüzde ve arkanızda birer gardiyan olurdu.

İçlerinden birinin komutuyla, “dur, bekle, hızlan, duvar dibinden yürü vb.” askeri bir düzene uyum sağlama seansları uygulanıyordu.

Ayakkabı çıkarma

Hele bir de ayakkabı çıkarma tam bir ezaya dönüşüyordu. Yine hücreden çıkarken ve girerken; görüş kabinine girip çıkarken birkaç sefer ayakkabılarınızı çıkardıktan sonra eğilip yerden almanız ve kameranın göreceği şekilde ters çevirdikten sonra ayağınıza giymeniz isteniyordu.

Çıkardıktan sonra diğer aşamaları yapmayıp beklemeniz gardiyanları da sinirlendiriyordu. Bazen birkaç saniyelik sinir harbinde kararlı olduğunuzu gördüklerinde sessizce geçiştiriyorlardı. “Diğerleri yapıyor siz niye itiraz ediyorsunuz?” sorusunda ‘diğerleri’nden kastedilen darbeden tutuklananlardı.


Bir gazetecinin cezaevi serencamı

Yan Hücreden Güm Güm: Yeni Yılda Bir Yere Davetli Değiliz

... Ve Ahmet Geldi

Anahtar Kelimeler: "Sen teröristsin gazeteci değilsin" diyerek hedef gösteriyorlar
Bu haber toplam 1191 defa okunmuştur
oluş deneyi
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
OLTA BALIKÇILIĞI VE GÜNÜBİRLİKÇİLER…
MUHARREM İNCE’NİN HEDEFİNDE ERZURUM VAR
Ruhlara daha fazla nefret aşılamayın, bırakın Ezhel özgürlüğüne kavuşsun!
Erdoğan'ın çöküşüyle doğmakta olan boşluğu bir "demokrasi koalisyonu"yla doldurmak...
Muharrem İnce'nin barış ve demokrasi için zincirleri kırabiliriz sözüne katılıyorum!
ÇINAR AĞACININ GÖLGESİNDEYİM
İsrail'in Gazze katliamını lanetliyorum!
TARİHİN EN ESKİ UYGARLIĞI:MISIR-MEZOPOTAMYA ,AKDENİZ KIYILARI YAKININDA DOĞMUŞTUR.
Büyük yalanlarla, özgürlük diyerek, adalet diyerek, düşmanlar icat ederek, sinsi sinsi ilerleyen bir faşizm!
Türkiye'nin Avrupa hülyası...
İNCİTME KARINCAYI…
İnsanlık da mı öldü?
EŞEK NİÇİN ANIRIR!
İNSAN İLE ŞİDDET
Başkan Olmak Bu Kadar Kolaymı
HARCADIĞI HER KURUŞUN HESABINI VEREN BAŞKAN
Gazetecilikte 50 sene; Hasan Cemal ilk kez paylaştığı bilgilerle biyografisini yazdı: Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor...
Ahmet Hakan: Kemal Bey'le bu iş yürümüyor, radikal bir değişim şart
Ezilen Sınıf İşçiler
Evet, savaşa karşıyım!
 
hür
Yazarlar
Namaz Vakitleri
İmsak
03:30
Güneş
05:18
Öğlen
12:22
İkindi
16:07
Akşam
19:05
Yatsı
20:38
Çok Okunanlar
Finans
İMKB 100
73.798
USD ALIŞ
2.8950
USD SATIŞ
2.9200
EURO ALIŞ
3.2830
EURO SATIŞ
3.3130
POUND ALIŞ
4.5330
POUND SATIŞ
4.6180
ALTIN ALIŞ
105.8100
ALTIN SATIŞ
108.0000
Çok Yorumlananlar
Hava Durumu
Havadurumu
Anket
Doğubayazıt Turizmi Nasıl Görüyorsunuz?
İyi
Çok İyi
Kötü
Sayısal Loto
15.08.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
01 - 04 - 10 - 15 - 16 - 20
Şans Topu
19.08.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
03 - 10 - 15 - 18 - 33 - 13
On Numara
17.08.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
07 - 14 - 16 - 17 - 19 - 24 - 28 - 29 - 31 - 36 - 43 - 49 - 54 - 55 - 56 - 57 - 58 - 60 - 62 - 69 - 72 - 76
Süper Loto
20.08.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
05 - 22 - 35 - 38 - 47 - 53
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur